FKF’den Dev-Genç’e Ortak Mirasımız

0
20

Arda Akarsu

Türkiye’nin devrimci gençlik tarihi içerisinde Dev-Genç’in özel bir yeri vardır. 1969 yılında Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun dönüşümüyle, Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu ortaya çıktı. Dev-Genç yalnızca bir öğrenci hareketi değildi. 1960’larda yükselen gençlik hareketinin, anti-emperyalist mücadelenin, işçi ve köylü hareketleriyle kurulan bağların ve Türkiye sosyalist hareketindeki arayışların kesiştiği bir tarihsel deneyimdir.

Dev-Genç’in doğrudan öncülü Fikir Kulüpleri Federasyonu’dur. Fikir kulüplerinin kökenleri 1950’lerin ortasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi çevresine kadar gider. 1960’ların başında üniversite gençliğinin politikleşmesiyle bu kulüpler yaygınlaştı. 12 Kasım 1965’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde farklı üniversitelerdeki fikir kulüplerinin birleşmesiyle FKF kuruldu. İlk döneminde Behice Boranlar’ın Türkiye İşçi Partisi ile yakın ilişkileri bulunan bir öğrenci örgütlenmesiydi. 1960’ların ikinci yarısında Türkiye’de işçi hareketinin, öğrenci hareketinin ve anti-emperyalist mücadelenin yükselmesi FKF’nin de yönelimini değiştirdi.

1968 yılı Dev-Genç tarihinin anlaşılması açısından kilit yıl olma rolü taşıyor. Dünyada ABD’nin Vietnam’a yönelik saldırganlıkları, Avrupa’daki öğrenci hareketleri ve Fransa’daki Mayıs 1968 olayları gençliği etkilerken Türkiye’de de üniversitelerde kitlesel hareketlilik başladı. Öğrenciler bağımsızlık ve demokratik üniversite şiarlarıyla mücadeleyi yükseltti. 1967’den itibaren özellikle ABD emperyalizminin 6. Filosu’nun yurdumuza gelişi gençlik hareketinin önemli gündemlerinden biri oldu. 1968’de ise üniversitelerde boykotlar, forumlar ve işgaller yaygınlaştı. Türkiye’deki 1968 hareketi yalnızca üniversite sorunlarıyla sınırlı değildi. Emperyalizm, bağımsızlık, demokratik eğitim ve işçi hareketleriyle dayanışma gibi başlıklar giderek daha fazla öne çıktı.

15 Temmuz 1968’de 6. Filo İstanbul’a geldi ve bunun üzerine protestolar düzenlendi. 17 Temmuz 1968’de İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencilerinin kaldığı Gümüşsuyu Öğrenci Yurdu’na yönelik polis müdahalesi sırasında Vedat Demircioğlu ağır yaralandı ve 24 Temmuz 1968’de hayatını kaybetti. Bu olaydan sonra anti-emperyalist mücadele gençlik içerisindeki etkisini daha da artırdı. 1968’in sonlarında ODTÜ’de ABD Büyükelçisi Vietnam Kasabı lakaplı Robert Komer’in üniversiteyi ziyareti büyük protestolara yol açtı. Komer’in arabası okul önünde yakıldı. Olayın ardından ODTÜ bir süre kapatıldı ve çok sayıda öğrenci hakkında soruşturmalar yürütüldü.

1969’un en önemli kırılmalarından biri 16 Şubat 1969’da İstanbul Taksim’de yaşanan Kanlı Pazardır. ABD Deniz Kuvvetleri’ne bağlı 6. Filo’nun İstanbul Limanı’na demirlemesini protesto etmek amacıyla sol görüşlü öğrenci ve işçi örgütleri tarafından “Emperyalizme ve Sömürüye Karşı İşçi Yürüyüşü” düzenlenmişti. İçinde Komünizmle Mücadele Derneği ve Milli Türk Talebe Birliği üyelerinin de bulunduğu sağ gruplar, Beyazıt’tan Taksim’e yürüyen göstericilere Taksim Meydanı’nda saldırdı. Bu saldırılarda Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan isimli iki genç hayatını kaybetti, 200’den fazla kişi de yaralandı. Bu olay Türkiye’deki gençlik hareketinin bundan sonraki gelişimini ciddi biçimde etkiledi.

1960’ların sonlarında Türkiye sosyalist hareketinde Sosyalist Devrim, Milli Demokratik Devrim tartışması yaşanıyordu. Bu tartışma FKF’ye de yansıdı. 1969’a gelindiğinde FKF içerisinde MDD çizgisindeki kadrolar etkili hale geldi ve TİP ile FKF arasındaki bağ büyük ölçüde koptu. Bu dönemde FKF içerisinde Denizler, Mahirler gibi kadrolar öne çıkmaya başladı. MDD çevresindeki gençler, Türkiye’nin siyasal ve ekonomik yapısının farklı olduğunu, dolayısıyla Türkiye’ye özgü bir devrim stratejisi geliştirilmesi gerektiğini savunuyordu. Bu dönemde Mihri Belli çevresindeki MDD düşüncesi gençlik içerisinde etkili olmaya başladı.

9–10 Ekim 1969’daki FKF’nin 4. kurultayında örgütün adı ve tüzüğü değiştirildi ve Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu (Dev-Genç) adını aldı. Bu yalnızca isim değişikliği değil, ortak mirasımızın adıydı. FKF’nin esas olarak üniversite öğrencilerinin oluşturduğu yapısından, gençlik ve toplumsal mücadelelerin daha geniş alanlarına yönelen devrimci bir örgütlenmeye geçiş anlamına geliyordu. Dev-Genç kısa sürede Ankara, İstanbul ve başka üniversitelerde örgütlendi.

15–16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi de Dev-Genç’in içinde bulunduğu dönemin önemli mücadelelerinden biriydi. Böylece gençlik hareketi ile işçi hareketi arasındaki bağ güçlenmeye başladı. Dev-Genç hiçbir zaman tek bir düşünsel çizgiden oluşan bir örgüt değildi. Özellikle Mahir Çayan çevresi ile Doğu Perinçek çevresi arasında ciddi politik farklılıklar ortaya çıktı. 17 Ekim 1970 Dev-Genç’in tarihindeki önemli kurultaylardan biridir. Bu dönemde Mahir Çayan ve çevresindeki kadrolar, Dev-Genç’in tek başına siyasal dönüşümü gerçekleştirecek bir parti olmadığı görüşünü daha belirgin şekilde savunmaya başladılar. 1970’in sonlarına doğru Dev-Genç içerisinde yer alan bazı kadrolar daha ayrı ve farklı siyasi örgütlenmeler oluşturmaya yöneldi. Mahir Çayan ve yoldaşları THKP-C adıyla anılacak örgütlenmeye, Deniz Gezmiş ve yoldaşları ise THKO adıyla anılacak örgütlenmeye yöneldiler.

12 Mart Muhtırası’nın ardından üniversitelerde ve örgütlere yönelik baskı arttı. Dev-Genç içerisindeki birçok devrimci tutuklandı veya katledildi. THKO liderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararı çıkmasının ardından Mahir Çayan ve 9 yoldaşı onları kurtarmaya giderken 30 Mart 1972 yılında Kızıldere’de katledildi. Deniz Gezmiş ve yoldaşları ise 6 Mayıs 1972 yılında darağacına asılarak idam edildi. Mahir’lerin bu dayanışma örneği devrimci hareketimizin en önemli örnekleri arasında yer alıyor.

1970’lerin ikinci yarısında “Dev-Genç” adı ve sembolü farklı devrimci gençlik yapılanmaları tarafından yeniden kullanılmaya başladı. Burada dikkat çekilmesi gereken nokta Dev-Genç tek bir grubun mirası değil bütün devrimci gençlik hareketimizin ortak mirasıdır. 12 Eylül Faşizminin ardından sosyalist hareketin militan kadroları tasfiye edildi. Bugün ise Dev-Genç mirasını taşımak sosyalist hareketin birliğini, emperyalizme karşı bağımsızlık, faşizme karşı demokrasi ve işçi sınıfı ile yan yana olmayı savunmaktan geçiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.