Haftanın Özeti: Dünya Barut Fıçısı

0
166

Seçim tarihi 14 Mayıs’a kararlaştırılmış görünüyor. Erdoğan, başta kalarak kurduğu yeni devleti kalıcılaştırmayı, çevresi de ülkeyi yağmalamaya devam etmeyi istiyor. Türkiye’de artık kendi ordusu, kendi bürokrasisi olan bir parti devleti var. Anlamak isteyenler Erdoğan’ın İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu’nu hedef alan sözlerini generallerin coşkuyla alkışlamasına, Binali Yıldırım’ın oğlunun lakayıt bir şekilde yayılması ve karşısında büzüşerek sıkışmış oturan Jandarma Komutanı ve Vali’nin fotoğrafına bakabilir. Ayrıca Erdoğan eğer iktidardan düşerse bedeli kendisi ve suç ortakları için çok ağır olabilir.

CHP’nin sağcı partileri birleştirerek kurduğu Millet İttifakı henüz adayını belirleyemedi. Kılıçdaroğlu CHP’yi yıllardır AKP, MHP ve Gülen Cemaati çizgisine çekmeye çalışıyor. Bu tutumun CHP’yi gelişmemeye mahkum ettiğini çok insan biliyor ve ifade ediyor. Halk iktidara karşı çok öfkeli. Fakat adres bulamıyor. CHP ana muhalefet partisi olduğu halde bu koşullarda bile büyümüyor.

HDP cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendi adayını çıkaracağını açıkladı. HDP’nin sosyalist örgütleri kendi etrafında bir araya getirmesiyle kurduğu Emek, Barış ve Özgürlük İttifakı temsilcileri HDP’nin kendi adayını çıkaracağını açıklamasına önce itiraz ettiler. Kendilerine danışılmayışına tepki göstermişlerdi. Ardından pürüz giderilmiş görünüyor. Yaşanan hadise Türkiye solunun bağımlı durumunu aşırı bir şekilde ortaya koyuyor. Emek Barış ve Özgürlük İttifakı, HDP’nin aldığı karar doğrultusunda Kartal’da mitingini gerçekleştirdi. Mitingde, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüsü Juliana Gözen, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Dönem Sözcüsü Barış Kayaoğlu konuşma yaptığı halde bir anlaşmazlık nedeniyle Erkan Baş konuşma yapmadı. Mitinge on binlerce insanın katıldığı belirtildi.

Türkiye solu ne yazık ki seçimlerde kendi içinde birleşmiş olarak bir karar alamadı. Öncelikle bunun çok önemli bir eksiklik olduğunun hissedilmesi gerekiyor. Odak Dergisi olarak, Türkiye solunda aktif devrimci grupların birleşmedileri sürece Türkiye’de gerçek bir umut yaratılmayacağını ifade ediyoruz.

Geride bırakmakta olduğumuz hafta, yargı rezaletlerine sahne olmayı sürdürdü. MHP’lilerin öldürttüğü faşist Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş’in davasına “iyi” bakılması maksadıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ikinci bir savcı görevlendirdi ve dosyayı Başsavcıvekili Durdu Özer’e verdi. Hemen ardından Durdu Özer’in, Devlet Bahçeli’nin başdanışmanı Eyüp Yıldızlar ile çekilmiş fotoğrafı ortaya çıktı. Bu durumda yargılamanın MHP’nin kendi içinde bir yargılama olarak geçeceği görülüyor.

2017 yılında Diyarbakır’daki Nevruz kutlamaları sırasında yapıldığı alana girmeye çalışırken polis kontrol noktasında “şüpheli bulunduğu” gerekçesiyle İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencisi Kemal Korkut’u vuran polis beraat etti. Olayı görüntüleyen gazeteci Abdurrahman Gök adlı gazeteci ise “örgüt propagandası” gerekçesiyle 1 yıl 6 ayı ceza aldı. 2013 yılında Gezi Direnişi sırasında Ali İsmail Korkmaz’ın dövülerek katledilmesinden sorumlu polislerden Hüseyin Engin’e sadece 7 ay 15 gün ceza verildi. Amasra’da 42 işçinin katledildiği grizu patlaması raporunda TTK, hayatını kaybeden işçi Öner Yıldız’ı suçlu buldu. Cinayetin sorumlularından işletme yöneticileri ise rapora dahil edilmedi.

Türkiye’de adalet sisteminin bu seviyeye getirilmesinde en büyük sorumluluk bugünlerde çok demokrat geçinen Gülen Cemaati’ne aittir. Ancak onların artık sadece fikirleri iktidarda. AKP ile iktidar savaşında yenildiler. Şimdi bulundukları yerden muhalefete tutunarak tekrar yükselmeye çalışıyorlar. AKP içinde de muhalefet içinde de hatta Türkiye solu içerisinde de hala etki sahibi durumdalar.

Geride bırakmakta olduğumuz hafta boyunca dünyada durum büyük bir savaşı tetikleyecek yönde gerginleşti. Ukrayna’daki savaşta Rusya’nın sağladığı askeri başarılar ABD ve AB ülkelerini çok kaygılandırdı. Rusya, ele geçirdiği Soledar şehri civarındaki 14 Ukrayna tugayının neredeyse yüzde 60-70’inin saf dışı bırakıldığını iddia etmektedir. Her bir tugayın yaklaşık 4 bin askerden oluştuğu belirtilmektedir. Putin, neredeyse savaşı kazanmış gibi bir zafer konuşması yaptı. Şimdi Batılı ülkeler Ukrayna’ya daha ağır silahlar gönderecekleri yolunda birbirinin ardından açıklamalarda bulunuyorlar. Başı çeken ABD Ukrayna’ya en kısa zamanda yüzlerce zırhlı araç göndereceklerini açıkladı.

Bu süreçte Ukrayna’da yeni skandallar ortaya çıkıyor. Batılı basın Ukrayna’nın Dnipro şehrinde sivilleri hedef alan bir Rus füze saldırısı düzenlendiğini iddia etmişti. Saldırıda 40’ı aşkın sivil hayatını kaybetmişti. Rusya ise füzelerinin başka yere hedeflenmiş olduğunu, onların Ukrayna’nın yerleşim bölgesine yerleştirilmiş bir savunma sistemi tarafından düşürülmesi sonucunda sivil ölümlerin meydana geldiğini belirtmişti. Vladimir Zelenskiy’nin danışmanı Aleksey Arestoviç Rusya’nın iddiasını doğrulayınca istifa etmek zorunda kaldı. Bu olay Batı basınının güvenilirliğine bir darbe oldu. Batılı basın Ukrayna hakkında genellikle yalan ve çarpıtma haberler yayıyor. Ardından da Ukrayna İçişleri Bakanı, ekibiyle birlikte bir uçak kazasında can verdi. Ukrayna tarafı bu hafta savaşta adeta dökülürken ABD Ukrayna’nın Kırım’a saldırı düzenlemesi halinde onu destekleyeceğini belirtti. Bir süredir en savaş kışkırtıcı ülkeler arasında yer alan İsveç’in Genelkurmay Başkanı Micael Byden, Brüksel’deki NATO toplantısı dönüşünde Avrupa’nın Ukrayna’da aslında savaşın içinde olduğunu belirtti. ABD ile çok yakın ilişkili olduğu anlaşılan Byden dünya savaşı riskinin yükseldiğini ifade etmektedir. Ukrayna Batılı ülkelerin silahlarının denendiği bir alan haline geldi. Rusya’nın ise cepheye sürmek maksadıyla yeni güçler topladığı biliniyor.

Latin Amerika’da işlerin ABD aleyhine gittiği biliniyor. Peru’da yapılan sağcı hükümet darbesi ABD emperyalistlerinin durumunu düzelteceğe benzemiyor. Ülkede seçilmiş sol eğilimli cumhurbaşkanını deviren darbeci devlet başkanına karşı gösteriler, hafta boyunca arttı. Orduyla ve polisle birlikte darbe yaparak devlet başkanı olan Dina Boluarte göstericilerin istifa çağrısını kabul etmiyor. Gösterilerde son haftalarda 42 insan hayatını kaybetti. Hükümet başkentte ve bazı şehirlerde 1 ay Olağanüstü Hal ilan etti.

Hafta boyunca ABD, Birleşik Krallık, Fransa, Almanya ve İspanya’da işçi ve emekçiler hayat pahalılığına ve ücretlerin erimesine karşı eylem ve gösteriler yaptılar. Özellikle ABD, Birleşik Krallık ve Fransa’da işçi eylemlerindeki artış dikkat çekmektedir. İngiltere’de 100 bin işçi grev hazırlığındayken Fransa’da emeklilik yaşının alt sınırının 64’e çıkarılması hazırlıklarına karşı yaklaşık 2 milyon insan ülkenin çeşitli merkezlerinde sokağa çıktı. Berlin’de Rosa Luxemburg ve Karl Liebnecht’in katledilmelerinin yıldönümünde binlerce sosyalist gösteri yaptı. Almanya’da kömür madenine karşı direnen köylülere on binlerce çevreci destek verdi. İsrail’deki aşırı dinci iktidara karşı Telaviv’de on bini aşkın kişi protesto gösterisi yaptı.

Avrupa’daki kadar yaygın eylemlerin olmadığı Türkiye’de grev ve direnişler ve çevre eylemleri hafta boyunca devam etti. Yüzlerce grev ve direnişten bazılarını sayıyoruz: Trendyol Go işçileri grevde. İşçiler, patronun yaptığı zammı ve kötü çalışma koşullarını protesto ediyor, direniyor. Şanlıurfa’da Tüvtürk/Polçak istasyonlarında Nakliyat İş Sendikası’na üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan işçilerin direnişi 1517 günü aştı. Eskişehir‘de Atışkan Alçı’da Kristal-İş Sendikası üyesi işçilerin başlattığı grev 205 günü geride bıraktı. Şişli’de CHP’li belediye tarafından işten çıkarılan emekçilerin direnişi 1151 gündür devam ediyor. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası’na (MESS) bağlı işyerlerinde çalışan işçiler toplu sözleşme görüşmelerinde uzlaşma sağlanamadığı için 23 Ocak Pazartesi günü İstanbul, Manisa, Kocaeli ve Bandırma’da Birleşik Metal İş öncülüğünde greve çıkacaklar. 2023 Ocak sendika istatistiklerinden Bağımsız Maden İş, BİRTEK-SEN, İnşaat iş, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Nakliyat-İş, Disk Enerji-Sen, Bağımsız DGD-SEN ve PTT-SEN adlı mücadeleci sendikaların üye sayılarını artırmış oldukları ortaya çıktı.

Aslında Türkiye işçi sınıfının direniş potansiyeli Batılı ülkelerin işçilerinkinden çok çok ileridedir. Kaldı ki tepkiler sadece işçilerle sınırlı değildir. Halkın özellikle dinciliğe, çürümüş tarikatlara ve artan geçim sıkıntısına karşı tepkilerinin Cumhuriyet Mitingleri ve Gezi Direnişi çapında eylemlere yol açacak denli güçlü olduğu görülmektedir. İktidar Gezi Direnişi’nin ardından aldığı önlemlerle bu eylemlerin tekrarlanmasını ve gelişmesini engellemeyi başardı fakat tepkiler Gezi Direnişi sonrasında azalmadığı gibi arttı. Dünya barut fıçısına dönmüşken Türkiye çok büyük mücadelelere gebedir. Direnenlerin yanında yiğitçe ve özveriyle yer alan devrimcilere selam olsun!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.