Haftanın Özeti: Uğradığı haksızlığa karşı direnen dayanışmacı işçi bir adalet savaşçısıdır

0
474

Dünyada ve Türkiye’den öne çıkan gelişmeleri ele aldığımız ”Haftanın Özetine” Türkiye’den gelişmeler ile başlıyoruz.

Büyük depremin üzerinden 3 hafta geçmesine rağmen başta Hatay olmak üzere henüz bir çok yerde depremzedelere çadır ve yaşamsal ihtiyaçlar ulaştırılmadı.
Evleri yıkılan ya da içine girilmeyecek durumda olduğu için kış soğuğunda dışarda kalan depremzedelere çadır da ulaştırılmadığı için milyonlarca insan bölgeyi terk etmek zorunda kalıyor. 3 haftadır çadır ulaştıramayan hükümet ise 1 yılda yeni konutlar yapacağının teminatını veriyor. Hükümetin depremi fırsata dönüştürerek bölgenin nüfus yapısını değiştirmeye çalıştığı kuşkuları oluşuyor.

Depremin yerle bir ettiği Hatay’ın Defne Belediye Başkanı çıktığı televizyon programında ‘’Dost belediyeler geldi. Beslenme, su, battaniye ihtiyacını karşıladık ama insanların başlarını sokabilecek bir yerleri yok. Duyun artık ya. Vallahi yeter. Bir çadır gönderemediniz. Bunun muhatabı kimse de o üstüne alınsın artık. Beni de Silivri’ye atın. Bittik ya, kapatıyorum ben artık, yeter” diyerek isyan etti. Hükümet ise eleştirilere cevap vermek yerine tehdit, küfür ve hakaret ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan 20 Mayıs 2014 günü yaptığı konuşmada “Bu ülkenin başbakanı olarak açıkça ifade ediyorum ki, Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı bir koyun bile benim mesuliyetim altındadır.” ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan; resmi rakamlara göre 45 bini aşkın ölümün, 100 binden fazla yaralı ve milyonlarca evsizin ve yaklaşık iki hafta enkaz altında kalan insanların mesuliyetini kabul etmeyip sorumluluğu muhalafetin ya da müteahhitlerin üzerine atıyor. Evleri yapan müteahhitler elbette bu sonuçtan sorumludur ama o müteahhitlerin yaptığı binaları kontrol eden devlet kurumları asıl sorumludur. Erdoğan, oy toplamak için çıkardığı imar afları ile ayrıca sorumludur ve yargılanmalıdır.

Hükümet depremzedelerin yardımına koşmakta sınıfta kalırken; belediyeler, sivil toplum kuruluşları, siyasi ve yerel dernekler, muhalefet partileri, sol ve sosyalistler güçler birçok yerde hükümetin yapamadığını yaparak insanlara ilk ulaşanlar oldu. AFAD başkalarının kurtardığı insanları kendisi kurtarmış gibi basına poz vermekle ve cihatçı tekbiri getirmekle meşgul oldu. Geçmişte deprem gibi doğa olayları karşısında çadırlarını gördüğümüz Kızılay ise sadece bazı yerlerde yemek servisleri yapabildi. AFAD birçok yerde çadır kurmak yerine başkalarının çadır kurmasının önüne geçmekle ve gelen yardımları depolarına toplamakla meşguldü. İktidarın yarattığı güvensizliğin sonucunda AHBAP derneğinin güçlü ilgi görmesi iktidarı rahatsız etti ve AHBAP, yandaşların hedefi oldu. Ayrıca sol güçlerin yardımları engellendi, toplanan yardımlarına el konuldu, insanlara yardım eden gönüllüler gözaltına alındı. Sosyal medyada hükümetin beceriksizliğini eleştirenler de hedefteydi ve onlarca insan bundan dolayı gözaltına alındı. Yandaş kanalarda yaptıkları programlarda yalanlar üzerine şov yapan hükümet, yalanlarınını ortaya çıkaran basına saldırmaya devam ediyor. En son Tele1’e 3 günlük yayın yasağı cezası verildi. FOX TV ve Halk TV’ye de cezalar yağdırıldı.

Deprem vergileri ile toplanan milyarlarca dolar parayı hiç eden hükümet yeni bir deprem bağış kampanyası yaptı. Kendine bağlı kanallardan ortak düzenlediği kampanyada 100 milyar liradan fazla toplandığı duyuruldu. Yandaş işverenler ve devlet kurumlarının en çok bağış yaptığı kampanya da bağışların vergiden düşürülecek olması kimin parası ile bağış yapıldığı tartışmalarını birlikte getirdi. Ancak bu paralarında deprem vergileri ile toplanan paralar gibi AKP’nin kasasına gitmesinden korkuluyor. ‘’Büyük’’ bağışlarını vergiden düşen yandaş firmalar ise bölgenin yeniden kurulmasında hemen ihaleler almaya başladılar.

İzmir Büyükşehir Belediyesi de ‘’Bir Kira Bir Yuva’’ sloganı ile Halk Tv’de bir kampanya başlattı. 330 milyon liranın toplandığı gece de 33 bin aileye kira desteği kira yardımının yanında çadır, konteyner, ısıtıcı ve jeneratör yardımları yapıldı. Kampanya’ya CHP’li milletvekilleri, ve belediye başkanlarının yanında 6’lı masada bulunan parti temsilcileri destek verirken Demirtaş ailesi de kampanya destek verdi. Aynı zamanda depremin ilk günlerinden beridir bölgede olan ve yardım çalışmaları yapan Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’da destek verenler arasında yer aldı. İstanbul Belediye Başkanı İmamoğlu önemli bir adım atarak İstanbulda bulunan riskli binaların güçlendirme çalışmalarını belediyenin yapacağını ve daire sahiblerinin, tutarı 3 yıl taksitle ödeyeceklerini açıkladı. En büyük sorumluluk çürük binalara rüşvetle ruhsat alan müteahhitlerin ve onlara ruhsat veren makamlarındır.

6 Şubat depreminin ardından Türkiye’de çok büyük bir dayanışma yaşanıyor. İşçilerin deprem bölgesine gidip kurtarma çalışmalarına katılması dikkat çekti. Depremzedelere yardım etmek maksadıyla işyerinden izin alarak deprem bölgesine yardıma giden LCWaikiki’ye bağlı taşımacılık bölümünde şoför olarak çalışan Serkan Yılmaz deprem bölgesinden döndükten sonra işten çıkarıldı. Serkan Yılmaz işçi direnişlerine ve iş yerindeki hak mücadelesine yardımcı olmasıyla dikkatleri üzerine çekmekteydi. Ücretsiz izin alarak kendi olanakları ile deprem bölgesine gidip depremzedelere yardım etmenin cezası işten atılma oldu. LCWaikiki ise hükümetin yaptığı kampanyaya destek verirken iki yüzlülüğünü göstermiş oldu.

Serkan Yılmaz adaletsiz bir şekilde işten çıkarılmasını protesto ederek LCWaikiki mağazalarında eylem yapmaya başladı. Mağazalarda alışveriş yapanlar Serkan Yılmaz’ın konuşması dinleyen müşterilerin aldıkları malları geri bıraktıkları görülüyor. Serkan Yılmaz’ın videosunun şimdiden 1 milyonu aşkın insana ulaştığı görülüyor. “Çocuklarımın ekmeğini onlara helal etmeyeceğim” diyen Serkan Yılmaz’ın direnişi arkadaşları ve Emekçiler Dayanışması başta olmak üzere Umut-Sen, Limter İş, İşçi Emekçi Birliği, BDSP, sosyalist basın ve Oda TV tarafından desteklendi. Serkan Yılmaz direnişiyle sadece kendisinin değil depremzedelerle dayanışma nedeniyle işlerinden atılan herkesin davasını savunuyor.

Tartışmalı bir şekilde yapımına başlanan Akkuyu Nükleer Santrali’nde zorlu çalışma şartları karşısında zam talebinde bulunan işçiler işten atıldı. Taşeron firma İntens İnşaat şirketi, zam talebinde bulunan 27 işçiyi işten çıkardı. ‘’Ödenmeyen maaşımızı istemek ve zam talebinde bulunmak için eylem yapmıştık bu yüzden işten çıkarmalar oldu” diyen işçiler hem işten çıkarmalara karşı hem de daha iyi çalışma şartları için eylemlerine devam ediyor. DİSK Dev-Yapı İş Sendikası Genel Sekreteri Nihat Demir, ekonomik krizin işçileri olumsuz etkilediğine dikkat çekerek işten çıkarmalara tepki gösterdi. Demir, “Şantiyelerde çalışma koşulları olumsuz. Şartların iyileşmesini isteyenler de işten çıkarılıyor” ve işten çıkarmaların devam etmesinin beklendiğini belirtti.

Kocaeli’nde bulunan MKS Transformatör fabrikasında ise DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi işçiler, toplu iş sözleşmesi (TİS) için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan yetkiyi almış olmalarına rağmen işveren süreci mahkemeye taşıdı. Mahkeme kararına da uymayan işveren Hak-İş’i fabrikaya yerleştirerek Toplu İş Sözleşmesini onunla yaptı. Bu süreçte işverenin işçilere yönelik baskı, tehdit ve şantajda bulunarak işçileri sendikadan istifa etmeye zorladığını iddia eden Birleşik Metal-İş Sendikası, 28 Şubat’ta greve çıkacağını bildirdi. İşveren ise bunun karşısında işçi çıkarmaya başladı.

Dünyadan bir gelişme ile devam edelim. 24 Şubat 2022’de başlayan Ukrayna-Rusya savaşı Batı İttifakı’nın acizliğini ortaya koymaya devam ediyor. 2014 yılında Ukrayna’da darbe yaptırıp Rusya’ya karşı kullanmak için büyük bir askeri güç oluşturan, bu gücü eğiten, silahlandıran ve kışkırtan Batılı güçler 150 bin Ukraynalı askerin ölümüne sebep oldular. 2022 ekonomik berileri ve 2023 yalı ekonomik beklentileri, Batılı güçlerin ekonomik yaptırımlarıyla dize getirilmeye çalışılan Rusya ekonomisinin savaştan ve yaptırımlardan neredeyse İngiltere ve Almanya’dan daha az zarar gördüğünü ortaya koyuyor. Ukrayna ordusunun çöküş içerisinde olduğu görülürken ABD ve Batılılar savaşı yürütmek için yollar arıyorlar. Rusya nükleer ve kimyasal saldırılara karşı tedbir alacağını ileri sürüyor.

Son olarak Suriye ile devam edelim. Suriye devlet başkanı Beşar Esad Umman’a resmi temasta bulundu. Arap Ligi’nden dışlanan Suriye tekrar geri dönüşün yollarını arıyor. Birçok Arap ülkesi bunu desteklerken engelleyen ise Suudi Arabistan’dır. Umman bir süredir iki ülke arasında arabuluculuk yapıyor ve bu ziyaret sonrasında bu sürecin hızlanması bekleniyor. ABD ambargoları sonrası büyük bir ekonomik ve gıda krizi yaşayan Suriye bölge ülkeleri ile ilişkileri geliştirmenin peşinde. Ukrayna Savaşı’ndaki son durum, deprem ve Çin ile bölge ülkelerinin kurduğu ilişkiler Suriye lehine gelişiyor.

Haftanin özetini dayanışmanın önemine değinerek bitirelim. Ülkemiz, deprem ile yıkılırken son yılların en büyük halk seferberliğine de sahne oldu. Toplumdaki güçlü dayanışma olmasaydı bölge halkının çektiği acılar kat be kat artacaktı. Devletin yapamadığını halk yaptı. Maden Emekçileri, yapı emekçileri ve Serkan Yılmaz gibi dayanışmacı işçiler ve elbette ki sosyalist güçler bu dayanışmada fedakarca yer aldılar. Dayanışmanın kalıcı sonuç yaratabilmesi yetkilileri depremlere karşı önlem almaya zorlayacak bir halk seferberliğiyle mümkündür. Sol güçlerden beklenen, bu konuda güçlerini birleştirerek halkın önüne düşmektir. Aksi halde egemen güçler, birbiriyle iktidar mücadelesi içinde, halkın duyarlılığını saptırıp söndüreceklerdir. Eğer sosyalist örgütler bir yandan yardıma koşarken aynı zamanda da süratle diğer demokratik kurumlarla ve yerel yönetimlerle birlikte koordinasyon kurabilselerdi dayanışma çok daha büyür ve etkili olurdu. İlk günlerde kurulamayan bu briliğin ilerleyen günlerde daha çok tartışılıp ve bazı örneklerinin kurulması gelecek için umut verici gelişmedir. Şimdi Gölcük depreminin ardından “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” özlemini gerçeğe dönüştürmek gerekiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.