İşçi Emekçi Birliği çeşitli emek örgütlerinin katıldığı bir tartışma etkinliği gerçekleştirdi

0
135

“Sınıf hareketinin durumu ve deneyimlerimiz ışığında; ne yapmalı?” başlığı altında Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde bir araya gelen bir çok kurum emek hareketinin içinde bulunduğu durumu tartışacak çözüm önerileri sundular.

Etkinlik saygı duruşuyla ve İşçi Emekçi Birliği adına Türker Demirci’nin açılış konuşmasıyla başladı. Gün boyu süren tartışmalarda her kurum 10’ar dakikalık konuşmalar yaparak emek hareketi hakkında görüşlerini belirtti.

Fotoğraf: İşçi Emekçi Birliği

Dört oturum şeklinde gerçekleşen etkinlikte aşağıdaki kurumlar yer aldılar:

Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu, Birleşik İşçi Hareketi, DKDER, DEV-TEKSTİL, Dev Yapı-İş, Enerji-Sen, Emekçiler Dayanışması, Emek ve Adalet Platformu, İnşaat-İş, İşçi Birlikleri Sendikası, İşçinin Kendi Partisi, İşçi Hareketi Koordinasyonu, Kaldıraç Hareketi, KATAŞ-SEN, Köz, Limter-İş, Mağaza Market Sen, Metal İşçileri Birliği, Proleter Devrimci Duruş, Söz ve Eylem, Tehis, UMUT-SEN, Yeni Dünya İçin Çağrı”

Etkinlikte Emekçiler Dayanışması adına konuşan İnan Kaloğulları’nın konuşma metnini paylaşıyoruz:

Merhaba değerli arkadaşlar,

İşçi Emekçi Birliği’ni ve bu güzel etkinlik için emek veren tüm değerli kurumları ve arkadaşlarımızı selamlıyoruz.

“İşçilerin gücü birliğinden gelir” sözü hepimizin referans aldığı çok önemli bir sözü ifade ediyor. Bizler emek örgütleri olarak gerçek gücümüzü, potansiyelimizi yan yana gelince ve aynı amaçlar için birlikte çabalayınca daha etkili şekilde görebiliyoruz.

Bizim gücümüz de birliğimizden geliyor.

Emek güçlerinin birbirini daha yakından tanımaya ve daha iyi anlamaya ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Buna benzer buluşmaların artması ve mücadele içinde birbirini destekleyen içten çabaların öne çıkması bu gereksinim için önemli adımlar olacaktır.

Emek güçleri ve emekçiler olarak bir yandan karşılaştığımız ağır sorunlarla boğuşurken diğer yandan yaşadığımız zorbalıklara karşı mücadele ediyoruz.

Emekçiler dört yanı kuşatılmış şekilde sömürülüp yok sayılırken, sermaye çevreleri devlet tarafından sürekli fonlanıyor, vergileri siliniyor ve işçilerin hakkını-hukukunu ayaklar altına alıyorlar.

İktidar kendisine ve sermayeye kaynak yaratmak için halkın emeğine ve geleceğine acımasızca göz dikiyor; zamlar, vergiler ardı ardına artırılıyor ve bu yağma politikalar nedeniyle emekçiler sürekli soyuluyorlar.

Emekçiler büyük facialarla toplu olarak katlediliyorlar.

İşçi cinayetleri ise ülkemizin kanayan yarasıdır.

Emek düşmanlığına, gericiliğe, çevre düşmanlığına ve tüm zorbalıklara karşı birlik olmak ve birlikte mücadele etmek tek çıkış yolumuz olacak, bunu biliyoruz.

Ve biliyoruz ki ülkemiz çaresizler ülkesi değil mücadele ve direnişler ülkesidir.

Türkiye’de emek hareketlerinin birlikte davranan kararlı bir güç haline geldiği dönemlerde büyük sendikaların kendilerine nasıl çekidüzen verdiklerini mücadele tarihinden hatırlıyoruz.

Günümüzün büyük sendikaları maalesef emek mücadelesini daha nitelikli ve mücadeleci bir yöne evrilmesinin önündeki engellerden birini oluşturuyor.

İşçi direnişlerini yalnız bırakan, onları baltalayabilen, mücadeleci insanları sendikadan ihraç eden ve sermaye güçleriyle farklı ilişkiler geliştiren eleştiriye kapalı sendikalar, işçi sınıfının en doğru temsilcisi olduklarını iddia edebiliyorlar.

Üye sayısı yüzbinleri aşan sendikalar sermeye güçleri tarafından tehdit olarak görülmezken diğer yandan çok küçük güçler ve direnişler dahi tehdit olarak görülebiliyorlar.

İşçi mücadelesinin bir kitle hareketine ve nitelikli bir güç haline dönüşmesinin yolu birlikten ve dayanışmadan geçiyor.

Kimi zaman ufak bir işçi direnişi emek örgütlerinin birliği sayesinde önemeli bir başarı sağlarken, büyük sayılabilecek başka bir direnişi ise zayıflığımız olan grupçuluk nedeniyle başarısızlığa uğrayabiliyor.

Rekabetçi yönler ortadan kalktığında tüm kurumlar bir birine karşı dayanışmacı bir gözle, saygı ve sevgiyle bakıyor, bunu biliyoruz.

Bir birine kapalı olmak diğerinin yanlış yolda olduğu duygusunu genellikle güçlü hale getirebiliyor. Emek güçleri arasındaki güven duygusu ve birlikte davranma eğilimi zedelenebiliyor.

Nasıl örgütleneceğimize olduğu kadar nasıl birleşeceğimize de yoğunlaşmaya ihtiyacımız var.

Kendimizi bir bütünün parçası olarak gördüğümüzde bir birimize olan ihtiyacın büyük bir gereksinim olduğunu daha iyi anlayacağımızı düşünüyoruz.

Bizi rekabetçilik ve grupçuluk değil dayanışmamız ve birliğimiz kurtaracaktır.

Emekçiler Dayanışması olarak herkesi tekrar saygıyla selamlıyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.