Ülkemizin ve dünyanın güzel yüzlü çocukları haklarını istiyor!

0
392

Ayşe Karataş

Süregelen savaşların ve işgallerin içinde çocukların öldürüldüğü, yaralandığı, anasız, babasız, yuvasız kaldığı; maddi ve manevi travmalar yaşadıkları şu günlerde elbette ki çocukların yaşam hakkı önceliklidir.

Bir başlık altında “çocuk hakları nedir?” diye soracak olursak kaynaklarda şu şekilde bir bilgiye rastlarız:

Çocuk hakları kanunen ve ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip oldukları, eğitim, sağlık, yaşama, barınma, fiziksel, psikolojik ve cinsel sömürüye karşı korunma gibi hakların hepsini birden tanımlamakla kullanılan evrensel bir kavramdır. Bütün bunlara ifade ve katılım hakkı, ayrımcılığa karşı korunma, oyun ve boş zaman hakkını da ekleyebiliriz.

Olmazsa olmaz hakların başında olup, çoğu zaman da çoğu ailelerce ihmal edilen bir hak var ki, o da yaşam hakkı kadar kutsal olan koşulsuz sevginin ta kendisidir.

Yoksulluğun günden güne arttığı, ekonomik zorluklarla evini geçindiremeyen aileler içinde yeterli gıdayı alamayıp, giyinemeyip, sosyalleşemeyen çocukların o güzel “çocuk ruhları” zor koşullarda çalışarak ona kaliteli zaman ayıramayan ailelerin sevgisinden ve ilgisinden yeterli oranda yararlanamadığı için büyük oranda örselendiğini düşünüyorum.
İyi koşullarda yaşamak, sağlıklı beslenmek, sağlıklı ve geliştirici oyuncaklarla oynamak, sağlıklı ve kaliteli giyinebilmek her çocuğun erişebilmesi gereken haklardır oysa..

Günümüzde çöpten beslenen çocuklar varken, çeşitli suçlara alet edilen sayısız masum minik yürek varken, hatta oyuncak oynaması gereken çağda o küçücük bedenleri hayatta kalabilmek uğruna kocaman sorumluluklarla ezilen çocuklar varken, geleceğimiz nasıl ferah içinde olabilir? Kaç çocuk var böyle yaşarken hemen yanı başımızdan geçip giden?

Kaç çocuk oyun oynaması gereken çağda evlendirildi ülkemizde? Daha kaç çocuk yaşı büyütülerek evlendirilecek?

Çocukların çalışması kabul edilmezken pazarda babası ile çalışırken, babası tarafından şiddete uğrayan çocuğun “çocuk hakları” ihlal edildiği gibi, toplum içinde rencide edilmişliğin travmasını kaç çocuk yeniden yaşayacak?

Kimisi tepki gösterirken, susup bir şey olmamış gibi çekip giden veya “babasıdır döver” diye şiddeti benimsemiş olan kaç insan var aydınlatılacak?

Bugün dünyanın her yerinde ağır şartlarda çalışmak zorunda kalan çocuklar var maalesef. Atölyelerde, tarım işlerinde, sokaklarda kâğıt toplayan kaç çocuk… Elleri kalem kalem tutup oyunlar oynayacakken omuzlarında ağır yükler taşıyan güzel yüzlü çocuk işçiler var.
Oyun oynaması gereken yaşlarda tamirhanelerde sabahlayan çocuklar…
Kimi patronların rahat yaşamlarının karanlık yüzüdür çok işçiler.
Ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde karın tokluğu için çalışan milyonlarca çocuk var.

Doğduğu günden itibaren rahatça yaşaması kendisine hak iken, geçim sıkıntısı yüzünden çocukluğunu yaşamadan büyümek zorunda olan kaç çocuğun çocukluğunu çalmıştır bu düzen…
Yıllarca annesinin aldığı hüküm gerekçesiyle hapishanelerde yaşatılan çocuklar oldu, özgürlükten yoksun ve annesinin kaderine ortak edilen…

Kimi de kendi evinde çocuğunu bilinçsizce teknolojiye hapseden…
Yaşadığı gerçek hayata katılıp oyun oynaması gereken çocukların sanal dünyanın içine sıkıştırılıp bilgisayarlara, tabletlere bağımlı olduğu için duruş bozukluğu, göz bozukluğu gibi hastalıklara fazlasıyla maruz kalıyorlar.

Sanal dünyada ölümcül oyunlara kapılıp, hayatına son veren çocuklar bu tehlikenin ne kadar korkunç boyutlarda olduğunu gösteriyor. Diğer yandan sırf beğeni alınsın diye çocuklarına makyaj yaparak sosyal medyada video ve fotoğraf paylaşan, onları uygunsuz şekilde teşir malzemesi yapan; çocuklarını kendi elleriyle tehlikeye atan aileler… Elbette bu paylaşımlarda çocuk haklarını ihlal ettiklerinin farkında bile değiller.

Tehlike sardığınızdan daha büyük…
Çocuk kreşlerinde, yuvalarında şiddete ve tacize uğrayan çocukları koruyan kameralar bu defa evlerde çocuğu aynı büyük tehlikeye sokabilir oysa.

Daha ne kadar haberini alacağız ağladığı için şiddete uğramış bebek ölümlerinin?

Karda, kışta montsuz, botsuz yürüyerek okula giden çocuklar…

Yanında sigara içildiği için, sağlık hakkı ihlal edilmiş pasif içici çocuklar…
Sigara içenler, madde bağımlıları, aile içi şiddete ve geçim zorluğu yüzünden evden kaçıp, orada, burada, sokakta yaşayanlar, dilendirilenler…

“A çok ayıp misafir amca, teyze vs. seni bir kere öpsün” diyerek çocuğun bedeni hakkında o istemezse bile duyarsız kalan büyükler.

Keşke çocuklara dair dünya onların hak ettikleri kadar güzel olabilseydi.
Adil güvenilir bir dünya, denizleri temiz, ormanları yemyeşil, masmavi bir gökyüzü altında tüm dünya çocukları barış içinde yaşayabilselerdi.

Kaygısız, tasasız bu günleri ve yarınları olabilseydi keşke…
Birer masal kahramanı masum yüzlerinde, hüzne dair gölgeler düşmeseydi yanaklarından akan yaşları silebilseydik.

Savaştaki çocukların acıları kötü bir rüya olsaydı.

Bir söz geldi aklıma, şöyle diyordu: “ya olmamalı cellatlar, ya da hiç doğmamalı çocuklar”
Dilerim insanlığa ve çocuklara kıyan o cellatlar hiç doğmasın, hiç olmasın böyle bir düzen…

Karanlığa inat umutla ve sevgiyle büyüteceğiz çocuklarımızı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.