Haftanın Özeti: Ezenlerin değil ezilenlerin davası için birleşmeli ve mücadele etmeliyiz

0
540

Toplumda yüzyılın seçimi olarak lanse edilen Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu pazar günü yapılacak. Yüzyılın seçimi söylemlerinin haklı yanları var. 21 yıllık AKP iktidarından rahatsız olan büyük bir kesim var. Bu kesimin en baştaki şikayetleri din istismarcılığı, adaletsizlik, açlık, yoksulluk ve yolsuzluk. Gençlerde ağır gelecek kaygısı var. Dinsel baskının yeni bir AKP dönemi ile birlikte bir daha geri dönülemeyecek noktaya ulaşması endişesi özelikle laik kesimde çok yaygın.

Bu talepler ve kaygılar kesinle haklıdır. “Bir daha geri dönülmeyecek noktaya geleceğiz” düşüncesi ise kesinlikle yanlıştır. Bu düşünce halkın mücadele etme ve direnme yanını yok görme ve köreltmeyi beraberinde getiriyor. AKP ve Erdoğan hükümeti ülkeyi çok kötü bir noktaya getirdi, bunun bir nedeni de halkın mücadele etme ve direnme gücünü desteklemek yerine sürekli her şeyi seçimlerle sınırlamaya çalışan politikadır. Üstelik AKP’yi yenmek için onu taklit etme politikaları uygulanmıştır. Bu süreçte başta CHP olmak üzere muhalefeti ve iktidarı ile Türkiye AKP’lileşti. Sosyalist hareket de bu konuda zayıf kaldı.

Erdoğan’a alternatif olarak gösterilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun da Türkiye için farklı olumsuz yanları vardır. Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamalar ve yanında alığı müttefikleri ile ülkeyi emperyalizmin hizmetine sunmanın vaatlerini veriyor. NATO’nun bölgede daha etkili olmasını sağlamayı savunan Kılıçdaroğlu Amerika’nın hedef aldığı Rusya’yı da kendine hedef aldı. Eğer Kılıçdaroğlu kazanırsa Amerika’nın bölgede azalan etkisi artacaktır ve Ukrayna savaşı farklı bir boyuta varacaktır.

Sol ise AKP karşısında Kılıçdaroğlu çağrıları yaparken farkında olmadan emperyalizmin ve Amerika’nın bölgedeki yeni planlarının hayat bulması için çağrı yaptığının farkında değil. Halk felakete yol açacak bu tehlikenin farkında değil. Çaresizlik yaşayan örgütsüz kitleler AKP’nin 21 yıllık dönemlerinden bıktıkları için önlerine sürülen alternatife yöneliyor. Sol partilerin “1 Oy Kılıçdaroğlu’na” çağrısı yaparken bunu görmemeleri ise bir tür siyasi körleşmedir. ABD emperyalizmi Türkiye solunu da Avrupa solu gibi liberalleştirip ardına takmak istiyor.

Bu bakımlardan gerçekten çok ilginç bir seçim dönemi yaşıyoruz. Bir taraftan tek adam diktatörlüğü ile bir aile devletine dönüştürülen Türkiye, diğer taraftan ülkeyi batı emperyalizmine daha çok yamalamaya çalışan muhalefet ve bunun farkında olmayan Türkiye sosyalist hareketi.

Seçimlerin ilk turunun ardından Erdoğan kamuoyu yoklamalarının tersine birinci çıktı ve Kılıçdaroğlu’na 5 puan fark attı. Seçimler öncesi muhalif kesimdeki genel kanı Kılıçdaroğlu’nun kesin kazanacağıydı ancak bunun olmama ihtimalinin yüksek olduğunu yazılarımızda, özelikle yazarımız Hamza Yalçın’ın yazılarında, sık sık dile getirdik. Yayınlarımızda seçimlerin büyük hayal kırıklığına dönüşmemesi için insanları yanlış yönlendirmeyelim, dedik. Asıl görevimizin halkın mücadelesi ve örgütlemesinin geliştirilmesi ve sosyalist hareketin anti-emperyalist birliği yolunda çalışmak olduğunu olduğunu dile getirdik.

Pazar günü yapılacak ikinci tur öncesi Kılıçdaroğlu ve Erdoğan cephesine yeni müttefikler katıldı. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda yüzde 5 oy alan ATA İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan Erdoğan için çağrı yaparken ittifakın diğer iki gücü olan Adalet Partisi ve Zafer Partisi ise Kılıçdaroğlu’na destek vereceklerini ilan ettiler. Hem Sinan Oğan hem de Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ faşizan söylemleri ile ön plana çıkıyorlar. Bu açıdan baktığımızda AKP cephesinde bir sıkıntı yok ancak CHP’ye oy veren ve oy çağrısı yapan sosyalist hareket ve HDP tabanı bu durumdan çok rahatsız. HDP’nin Özdağ sonrası boykot ya da tarafsız kalma kararı alması beklenirken perşembe günü yaptıkları açıklamada her türlü olumsuzluğa karşın halkın talebi olan 21 yıllık Saray İktidarı’nın yıkılması için tam mevcutla sandıklara gitme çağrısı yapmalarıyla Kılıçdaroğlu’na desteklerinin devam edeceği anlaşıldı.

AKP iktidarı 21 yıllık hırsızlık ve adaletsizliklerini ve kirli propaganda yöntemlerini bu seçimde de devam ettirdi. Devletin bütün kurumları ve olanakları AKP’nin hizmetine sunuldu. Erdoğan mitinglerinde Murat Karayılan’ın Kılıçdaroğlu için çağrı yaptığını gösteren bir video paylaşıyordu. Herkes bunun gerçek olmadığını bilse de o ısrarla göstermeye devam ederek halkı maniple etmeye devam ediyordu. Erdoğan çıktığı bir televizyon programında bunun montaj olduğunu istemeyerek de olsa dile getirmesine rağmen halen mitinglerde konuşmaya devam ediyor. Bu arada TV programında yaptığı bu konuşmaya erişim engeli getirildi. Erdoğan bunu yaparken camilerde de imamlar AKP’ye oy verme çağrısı yapıyor. Bununla kalınmadı, 28 Mayıs’da Erdoğan’ın kaybetmesi durumunda silahlanma çağrısı da yapıldı.

İki aydır seçimlerin gündem olduğu ülkemizde emek cephesinde de olumlu-olumsuz bir çok gelişme yaşanıyor. Emek cephesindeki bazı gelişmeler ile devam edelim.

İSTKA (İstanbul Kalkınma Ajansı) grevi 19’ncu gününde. Petrol-İş’in Adana ve Mersin’de örgütlü olduğu Toros Tarım İşletmeleri’nde hakları için greve karar veren işçiler kazandılar.

Denizli’de bulunan Yonga Mobilya grevi devam ediyor. Türk-İş’e bağlı Ağaç-İş’in örgütlü olduğu fabrikada işçiler brüt asgari ücretin üzerine yüzde 30 zam isterken işverense yüzde 18 teklif ediyor. Türk-İş’in açıkladığı Nisan ayı yoksulluk sınırı ise 33 bin TL. Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası (TOMİS) işçilerinin direnişi başarı ile sonuçlandı ve firma işçilerin taleplerini kabul etti.

Aksaray OSB’de bulunan bir BİMS fabrikasında çalışan 38 yaşındaki işçi Nuri Uçan, kum karma makinesinin içine düşerek iş cinayetinde hayatını kaybetti. İstanbul’da Söğütlüçeşme Marmaray İstasyonu’nda trenin ön camını temizleyen işçinin elindeki demir sopa yüksek gerilimli kabloya değdi. 28 bin vatlık elektrik akımına kapılan işçi yoğun bakıma kaldırıldı. İSİG önlemlerinin alınmadığı her an, her yerde canımıza kast ediliyor! İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin paylaştığı bilgilere göre 2023 yılının ilk dört ayında 585 kişi hayatını kaybederken AKP’li yılların tamamında en az 31 bin 131 işçi hayatını kaybetti. Her gün en az 5 işçi bu vahşet düzeni nedeniyle öldürülüyor ve ölüyor.

Grevler, direnişler ve maalesef iş cinayetleri devam ederken güzel haberler de geliyor. Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum rektör atandıktan sonra işlerinden edilen akademisyenlerin direnişi ve hukuksal alandaki mücadeleleri sonuç vermeye başladı. Boğaziçi Üniversitesi kayyum rektörü tarafından 2022’de ikinci kez görevinden uzaklaştırılan akademisyen Can Candan açtığı davayı kazanarak ikinci kez üniversiteye geri döndü. Ayrıca “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriye imza attıkları için 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyenlerden dördü daha açtıkları davayı kazanarak göreve iade edildi.

Haftanın özetine dünyadan gelişmeler ile devam edelim.

Türkiye’de olduğu gibi Yunanistan halkı da seçimlere gitti. Seçimleri iktidardaki Miçotakis’in liderliğindeki muhafazakar Yeni Demokrasi Partisi (YDP) önde bitirdi. Liberal sol SYRIZA ise YDP’nin oldukça gerisinde kaldı. Hiç bir parti tek başına iktidar olamayacağı ve koalisyon kurma şansının da az olmasından kaynaklı seçimlerin yakın zamanda tekrar edilmesi bekleniyor. Yunanistan seçimleri öncesinde Miçotakis ve Türkiye’de de Erdoğan milliyetçi oyları kazanabilmek için karşılıklı olarak iki halkı düşmanlaştıracak bir dil kullanmışlardı. SYRIZA ise ikinci gelmesine karşın oy kaybı yaşamaya devam etti. Yunanistan Komünist Partisi ise oy oranını yüzde 6’dan 7,2’ye çıkardı.

Bu haftanın önemli gelişmelerinden birisi de Çin ve Rusya’nın önderliğini yaptığı BRICS’e yeni başvuruların tartışılmasıydı. 2-3 Haziran’da başvuruları görüşmek amacıyla toplanacak olan BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika adlı ülkelerin kurduğu ticari birliktir. Bu birliğe Suudi Arabistan, İran, Arjantin, BAE, Cezayir, Mısır, Bahreyn, Endonezya gibi 19 ülke daha müracaat etti. BRICS ülkelerinin toplam ulusal gelirlerinin G7 ülkelerinin ulusal gelirlerinin toplamını aştığı bildiriliyor. ABD önderliğindeki batı bloğuna karşı bir alternatif olma yolunda ilerleyen BRICS ülkeleri kendi aralarında altına bağlı bir para sistemi geliştirmeye çalışıyorlar. Resmi global rezervler arasında doların payının 2001 yılında yüzde 73 iken 2021 yılında yüzde 55’e gerilediği ve geçen yıldan bu yana ise yüzde 47’ye düştüğü belirtiliyor.

Hafta içinde Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) de Moskova’da toplantı yaptı. Resmi olarak Ocak 2015’te kurulan birliğe Rusya, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan ve Ermenistan üyeler. Putin toplantıda birliğin çok kutuplu dünyada kutuplardan biri olacağını ileri sürdü. 30 Rus bankası Çin tarafından kurulan ve Yuan ile ödemeler yapan Cross-Border Interbank Payment System (CIPS) adlı sisteme katıldılar. Batılı ülkeler Rusya’nın uluslararası ticaretini sabote etmek için onu küresel ödemelerin yapıldığı SWIFT sisteminden çıkarmışlardı.

Hafta içinde Ukrayna’nın Bahmut’ta pes ettiğinin ortaya çıkmasıyla Batılıların Ukrayna’ya F-16 silahları vereceğini açıklamaları bir oldu. F-16 uçakları ABD’nin F-35’ten sonra en gelişmiş teknolojiye sahip uçaklarıdır. Erdoğan ile anlaşamadığı için NATO’ya katılması geciken İsveç hükümeti JASS Gripen isimli F-35 ile yaklaşık eşit teknolojiye sahip uçağın kullanılması için Ukrayna pilotlarını eğitmeye karar verdi. Rusya Güvenlik Konseyi Başkanı Medvedev Ukrayna ile savaşın on yıllarca sürebileceğini açıkladı.

Ekonomik sorunlar Avrupa’yı da sarsmaya devam ediyor. Eylemler ve grevler devam ederken sermaye daha çok baskıcı önlemlere başvuruyor. Belçika’da çıkarılmak istenen işyerlerinin önünde eylem ve grev yapma yasağı yasasına karşı binlerce işçi sokaklara çıktı ve yasaya karşı yürüyüş gerçekleştirdi.

Son yılların en büyük gösterilerinin olduğu Fransa’da yürüyüş ve mitinglerde polisin ve jandarmanın İHA (insansız hava aracı) kullanması çok tartışılmıştı. Yasaya göre bu yasaktı. Tartışmalı durum mahkemelik olmuş ve en son Anayasa Mahkemesi’ne kadar gitmişti. Anayasa Mahkemesi aldığı karar ile polis ve jandarmanın İHA kullanmasına serbestlik getirdi.

İngiltere’de Muhafazakar Parti hükümetinin işçilerin grev haklarını kısıtlamaya dönük yasa tasarısı Londra’da Parlamento Meydanı’nda protesto edildi.

İngiltere İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (TUC) çağrısıyla pazartesi akşamı düzenlenen protesto gösterisi, Asgari Hizmet Düzenlemesi isimli (Strikes/Minimum Service Levels Bill) yasa tasarısı hakkındaki değişiklik önerilerinin parlamentonun Avam Kamarası’nda görüşüldüğü saatlerde yapıldı.

Bir tarafta emperyalist devletlerin öderliğinde Ukrayna’da yaşanan savaş ile her gün yüzlerce insan ölürken diğer tarafta bu savaş ekonomik alanda kutuplaşmalarla devam ediyor. Batı bloku ile Doğu bloku ülkelerini karşı karşıya getiren savaş sürerken işçi ve emekçiler de direnişlerini ve haklarını savunmaya devam etti. Egemenler arasındaki savaşta alet olarak ezilmek istemiyorsak kendi mücadelemizi ve örgütlenmemizi büyütmenin yol ve yöntemlerini geliştirmeliyiz. Kurtuluşumuz kendi ellerimizdedir. Burjuvazinin hiçbir kanadı bize umut olamaz. Şimdi burjuvazinin peşine takılmış olan halkın gerçek umuda ve mücadeleye ihtiyacı var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.