Haftanın Özeti: İsrail’in saldırganlığına karşı çıkmak barışı savunmanın ölçütüdür

0
283

Hafta içinde Türkiye’de ve dünyada çok ilginç gelişmeler yaşandı. Bunlar arasında Türklerin ezikliğinin iki görüntüsüne, Erdoğan-Bahçeli mücadelesine, CHP’de değişime, işçi mücadelelerine, Hollanda ve Arjantin seçimlerine, Filistin dayanışmasına ve dünyada büyük güçler arasındaki rekabete değineceğiz. Türkiye’den anlatmaya başlıyoruz.

Milli takımın Berlin’de düzenlenen Almanya-Türkiye hazırlık maçını 3-2 kazanmasıyla neredeyse milli bayram ilan edilecekti. 72 yıl sonra geldiği bildirilen ve ezik Türklerin gururlarını okşayan basit bir maç sonucu Erdoğan’ın Almanya’daki şovuyla derhal birleştirildi. Erdoğan öncesinde Almanya ziyaretinde Başbakan Scholz ile yan yana basının karşısına çıkmış, İsrail’i eleştiren ve Scholz’u paylayan 2009 “one minute” benzeri bir konuşma yapmıştı. Bunların şov olduğunu biliyoruz fakat altında ezilmişliğe karşı tepkiler var. Erdoğan, Türklerde ve Müslümanlarda Batı karşısındaki ezikliğe hitap ederek güç kazanıyor. Erdoğan’ın Scholz’u kameralar önünde azarlamasından günler sonra Almanya ile ilişkilerin çok iyi olduğu açıklaması ise “Hem döveriz hem severiz” imajı yaratmaya yönelik bir işlev gördü. Futbol karşılaşmasına çok sayıda Alman-Türk’ünün gitmiş olmasını Türk şovenizmi olarak yorumlamak da, Avrupa’da ezilip aşağılanmaya karşı ilkel fakat kolektif bir tepki olarak yorumlamak da mümkündür. Diğer yandan birçok ilerici Türk-Alman tarafından Olaf Scholz’un Erdoğan gibi birini kabul etmesine yapılan itiraz ise ezikliğin daha tehlikeli bir biçimidir. İlkinde hiç değilse kolektif direniş potansiyeli bulunurken, ikincisi emperyalizme teslim olunmuşluğun bir ifadesidir.

Hapiste tutulan TİP milletvekili Can Atalay üzerinden Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki anlaşmazlık üzerine tartışmayı hafta içinde Cumhurbaşkanı seçimleri sistemi tartışması izledi. Muhalif medyada Erdoğan’ın MHP’den kurtulmak istiyor olduğu yorumları birbirini izledi. AKP’nin yeni Anayasa yapmak istediği tartışmaları da buna eklendi. Sosyalist partiler bu konudaki görüşlerini açıkladılar vb. Bu tartışmaları ne yazık ki büyük ölçüde zaman israfı görüyoruz. AKP elbette kendisini MHP, HÜDA-Par vb ile sınırlamamak ve manevra alanını genişletmek ister fakat ortada Erdoğan’ın Bahçeli ile anlaşmayı başaramadığı bir konu göremedik. Aralarındaki çelişkileri abartarak oradan temelsiz umutlar yaratıldığını gördük. Onlar büyük ihtimalle kendi aralarında anlaşır ve diğer sağcı partileri de yanlarına alarak Anayasayı değiştirebilirler. Direnenlerin kendi aralarında anlaşması üzerinde düşünmek çok daha önemlidir.

Hafta içinde en çok tartışılan konulardan biri de İYİ Parti’de yaşanan istifa ve çekişmeler oldu. Tartışmaların para ve taciz seviyesinde gidiyor olması karşısında, zamanında bu partiye umutla bakan ilerici ve yurtsever insanların iyi düşünmesi gerekiyor. Hem sosyalist fikirler taşıyıp hem de gözünü sosyalist hareketten başka yerlere çevirmek böylesi durumlara kadar gidebiliyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel faşistler tarafından katlettirilen Hrant Dink’in anmasına katıldı ve CHP’lileri eylemlere çağırdı. Çağrı kulağa gayet hoş gelen ifadelerle doluydu. Özgür Özel’in adaletsizliklere karşı cesaret, direniş, dayanışma ve eylem çağrısı olumludur ve desteklenmelidir. CHP gerçekten sola yönelirse bu, ülkemiz için iyi olacaktır. Diğer yandan Kılıçdaroğlu’nun da ilk geldiği dönemlerdeki söylemleri hatırlandığında ihtiyatlı olunması gerektiği açıktır. Umarız CHP’nin demokrasi ve mücadele söylemleri ABD ve AB egemenlerinin Türkiye’ye çizdiği rotadan bağımsız gelişir. Aksi halde hem zayıf kalacak hem de başka amaçlara hizmet edecektir.

Geride bıraktığımız haftada, şçi ve emekçilerin İstanbul’da “Açlık, yoksulluk, baskı, savaş ve sömürü düzenine artık yeter!” şiarıyla İstanbul’da gerçekleştirdikleri ve atanamayan öğretmenlerin Ankara’da gerçekleştirdikleri eylem özellikle dikkat çekiciydi. Direniş ve dayanışma kararlılığı bir kez daha başarı kazandı ve Aliye Teber hak mücadelesinde başarıya ulaştı. Kar Yap inşaatta çalışırken hakları gasp edilecek işten atılan Aliye Teber’in maddi ve manevi bütün taleplerinin karşılanması ve kendisinden özür dilenmesi konusunda şirketle anlaşmaya varıldı. Gelişmeyle ilgili Emekçiler Dayanışması adına yapılan açıklamada “Dayanışma patronların servetinden daha güçlüdür” denildi. “Yoksulluk kaderimiz değildir” diyen DİSK Emekli Sen 10 Aralık’ta Ankara Anıtpark’ta buluşma çağrısı yaptı. Yurt çapında devam eden direnişlere ise yenileri eklendi.

Hafta boyunca iş cinayetleri de ne yazık ki devam etti. Kayseri’de çöp yığınının altında kalan belediye işçisi Zeydan Mungan yaşamını yitirdi. Siirt’in Şirvan ilçesine bağlı Madenköy’de bulunan Cengiz Holding’e ait Eti Bakır maden ocağında göçük altında kalan ikisi mühendis 3 madenci yaşamını yitirdi. Amasra’da 14 Ekim 2022’de 43 işçinin hayatını kaybettiği, 9 işçinin yaralandığı patlamaya ilişkin yargılama devam etti.

Dış haberlere Hollanda’daki seçimlerle başlayacağız. Hollanda seçimlerini Geert Wilders liderliğindeki aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) oylarını iki kat arttırarak açık ara farkla kazandı. Türk basınında seçimlerden birinci gelmesi beklenen liberal sağ parti, Özgürlük ve Demokrasi İçin Halk Partisi, (VVD) ise ciddi oy kaybı yaşadı. VVD lideri Dilan Yeşilgöz’ün Ankara doğumlu ve Dersim kökenli olması Türk basınındaki yanlış tahminlerin en önemli sebebiydi. Batı Avrupa’da yabancı kökenli politikacıların genellikle sağcı partileri seçmesi ya da girdikleri partilerde sağcı bir tutum benimsemeleri dikkat çekicidir. İlerici bilinen bir kısım medyada Dilan Yeşilgöz’ün sağcı bir partide ilerlemesinin taktirle karşılanması sol kesimde çok yaygın bir yozlaşmanın ifadesidir. Gençlere yüksek devrimci idealler yerine kariyer, şöhret ve para gibi bireyci hedefler taktim edildiğinde böyle oluyor. Yılbaşından itibaren BRICS + üyesi olması beklenen Arjantin’de ikinci turu gerçekleşen devlet başkanlığı seçimini aşırı sağcı Özgürlük Gelişimi Partisi’nin adayı Javier Milei oyların yüzde 55,82’sini alarak kazandı. Milei, seçim başarısının ardından yaptığı açıklamada ilk ziyaretlerinin ABD ve İsrail’e olacağını belirtti. Hollanda ve Arjantin seçimlerinde aşırı sağın zaferi, dünya çapında yükselen krizin sonuçlarıdır. Bu krizde ezilenler tarafında aktif bir birlik ve mücadele ortaya konulamadığı müddetçe faşizmin yükselmesi sürecektir.

Ukrayna’daki savaş hafta boyunca sürdü ve her iki taraftan yüzlerce yeni insan öldü. ABD ve İngiliz kuklası Ukrayna hükümeti, uğradığı insan kaybı sonucu cepheye kadınları sürmeye başladı. Batılı ülkelerdeki nüfusun Ukrayna savaşına desteği azalırken ABD, İngiltere ve Almanya bu savaşı sürdürmek için yeni kaynaklar aktarmaya hazırlanıyor. Diğer yandan ABD’nin Çin’e karşı kışkırtıcı tutumları devam ediyor. NATO’cu Estonya hükümeti Baltık Denizi’nde Finlandiya ve İsveç kablolarının tahrip olmasında Çin’i suçladı. ABD’nin Rusya’yı savaşta yıpratarak Rusya-Çin öncülüğündeki bloku geriletme çabaları Arjantin seçimleri sonucunda bir başarı kazanmış olsa da genelde başarısız kalmaya devam ediyor. Pakistan hükümeti de BRICS + ekonomik birliğine katılmak istediğini ifade etti.

Almanya’da, Hollanda’da ve başka bazı ülkelerde göçmen düşmanlığı almış başını giderken Avrupa’da göçmen düşmanlığının ulaştığı boyutları gösteren bir olay da İrlanda’da yaşandı. Filistin halkıyla dayanışmada kitlesel gösterilerin yaşandığı İrlanda’da perşembe akşamı 50 yaşlarında bir adamın, 30 yaşında bir kadının ve 5-6 yaşlarında üç çocuğun bıçakla yaralandığı haberleri üzerine ortaya çıkan gösterilerde yabancı yerleşim yerleri hedef alındı. Göstericiler arabaları ateşe verdi ve polis barikatlarına da saldırdılar.

Haftanın en önemli gelişmelerinden biri Filistin ile İsrail arasında Gazze’de ateşkes sağlanması oldu. Bu sabah başlayan ateşkesin dört gün sürmesi kararlaştırıldı. İsrail ateşkesi Filistin ve Hamas aleyhine kullanmaya çalışıyor. Filistin ile İsrail arasındaki anlaşmazlıkta arabulucu olmaya çalışan AKP hükümeti başarsız kaldı. Ateşkeste Mısır ve Katar’ın arabuluculuk ettiği belirtildi. Bu arada dünyada Filistin’i destekleyenler baskı görmeye devam etti. İşgalci İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını eleştiren ünlü oyuncu Melissa Barrera, Çığlık 7 filminin kadrosundan çıkarıldı. “Herkes özgür olana kadar kimse özgür değildir” sözleriyle Filistin’e destek mitingine katılan Oscar ödüllü oyuncu Susan Sarandon ise bu eylemi nedeniyle ajansından atıldı.

Özetimizi Filistin’le dayanışma konusuyla tamamlayacağız. Filistin halkıyla dayanışmanın Türkiye’de muhalefetin ve sosyalistlerin gündeminde gerilerde olmasına dikkat çekmek istiyoruz. Batılı ülkelerde Filistin’le dayanışma eylemlerine de Türkiye kökenli solun katılımının zayıf olduğu görülmektedir. Bunun sebeplerinden birisi Filistin ile Hamas’ın ve AKP’nin özdeşleştirilmesi algısıdır. Bu algı sonucunda geleneksel ilerici kesimde İsrail’e, dinciliğe karşı mücadelede bir ittifak gibi bakma eğilimi gelişmektedir ki bu çok tehlikelidir. İsrail’in ve ABD hükümetinin HAMAS = IŞİD propagandasına uygun olan bu yaklaşım CHP ve HEDEP politikaları ile de örtüşmektedir.

Dinciliğe karşı duyarlılık ve dayanışma adına AKP’nin peşine takılmaktan kaçınma çabası elbette olumludur. Ancak AKP’nin Filistin ile dayanışması gösterişli nutukları geçmemektedir. İsrail ile ticari ilişkiler devam ediyor ve hatta Filistin’i bombalayan İsrail pilotlarının eğitimlerini Türkiye’de yaptıkları belirtiliyor. İsrail’in Ortadoğu’yu kan gölüne dönüştürmeye varacak hesaplarına en çok Türkiye solunun karşı çıkması gerekiyor. Bir kısım Kürt milliyetçisinin İsrail’i ittifak görmesi anlaşılır bir şeydir. Türkiye solunun Filistin konusunda önyargılardan daha uzak ve daha derinlemesine düşünmesi gerekiyor. Filistin konusu, emperyalizme karşı mücadele konusudur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.