Haftanın Özeti: Sosyalistler rekabeti değil dayanışmayı temel almalıdır

0
272

Haftalık özetimizde Türkiye’den ve dünyadan gelişmeleri aktarmaya devam ediyoruz. Türkiye’de haftanın en önemli gündem konularından birisi yerel seçimlerdi. Seçimlere 1 aydan kısa bir zaman kaldı. Adaylar çalışmalara devam ediyor. Toplumda bir yandan AKP’ye olan tepkiler yükseliyorken bir yandan da CHP’nin neo-liberal ve AKP’leşmiş yerel yönetimler anlayışına itiraz sesleri yükseliyor. İşçi düşmanlığı, rantçılık, talan konusunda AKP’den neredeyse pek bir farkları kalmadı. Süreç tam da sosyalistlere alan açıyorken, sosyalistler cephesinde ise ne yazık ki oluşabilmiş ciddi bir birlik havası yok. Güçlerimizi birleştirsek, birbirimizi desteklesek kazanacağımız onca şey varken olanakları adeta elimizin tersiyle itiyoruz. Ayağımıza gelen şansı “tepiyoruz”.

Odak’ın da bulunduğu Kadıköy Halk Dayanışması’nın Belediye Başkan Adayı Fatih Mehmet Maçoğlu 25 Şubat günü Kadıköy’de düzenlenen bir tanıtım toplantısıyla birlikte projelerini halka tanıttı. Kadıköy halkının ranta karşı çaresiz olmadığını, kurulacak dayanışmalarla birlikte ilçenin sorunlarının çözülebileceğini aktaran Maçoğlu, halk meclislerine değindi. Kadıköy Halk Dayanışması, Kadıköy’ün halkın yönetim sürecinde özneleştiği bir anlayış ile güzelleşebileceğini vurguluyor. Bu doğrultuda da çalışmalar yapılıyor; pazar yerleri ziyaret ediliyor, afişler asılıyor, seçim irtibat büroları açılıyor, dernek ve sivil toplum kuruluşlarına gidiliyor, halkla birebir temas kuruluyor… Gelen tepkilerin olumlu olduğunu gözlemliyoruz. Maçoğlu, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında anketlerin yüzde 30’un üzerinde bir oy oranını gösterdiğini de belirtti.

Maçoğlu’nun karşısına Türkiye İşçi Partisi’nden ve DEM Parti’den adaylar çıkarılması, solda rekabetçilik tartışmasını yeniden alevlendirdi. TİP’in Çankaya Belediye Başkan Adayı İrfan Değirmenci, katıldığı bir programda büyükşehirlerde CHP’ye kaybettirmemek için aday çıkarmadıklarını belirtmişti. CHP’ye kaybettirmek istemeyen TİP’in, Maçoğlu karşısında aday koyması Türkiye solunun bağımsız bir güç haline gelmesinin önündeki engellerden birisidir. TİP Genel Başkanı Erkan Baş da Kadıköy’de sosyalistler arasında bir yarışın olacağını vurguladı. Öte yandan DEM Parti’nin de İstanbul’da güçlü olduğu Ataşehir, Avcılar, Sancaktepe gibi ilçelerde CHP’nin karşısında aday koymaması ile beraber Kadıköy’den aday çıkarması halkta benzer bir tepkiyle karşılanıyor. Sosyalistler, yerel seçimlere solun bağımsız birliğini geliştirme temelinde yaklaşır ise “hepimizin kazandığı” bir Türkiye’yi kuracaktır. “Rekabet”i, “yarış”ı değil, dayanışmayı temel almalıyız.

Erdoğan’ın Sakarya mitinginde açılan, “İsrail ile ticaret utancı sonlandırılsın” yazılı pankartın apar-topar kaldırılması dikkat çekti. AKP iktidarının yıllardan beri ve halen İsrail ile ticari ve siyasi ilişkiler içerisinde oluşu “görünmeyen” bir gerçeklik. 7 Ekim’den bu yana süren İsrail-Filistin savaşı bu durumu yeniden gündeme getirmişti. Kendi seçmenine karşı Filistin hamaseti üzerinden propaganda yapan AKP, İsrail’e yardımı kesmiyor. Her gün gemiler dolusu yardım malzemesinin AKP’lilerin şirketleri tarafından gönderildiği bir gerçek. Erdoğan’ın mitinginde bir pankarta dahi bu şekilde yaklaşılması, bu gerçekliği bir kez daha ortaya koyuyor.

Geçtiğimiz pazar günü İşçi Emekçi Birliği’nin çağrısıyla Şişli’de “Sınıf hareketinin durumu ve deneyimlerimiz ışığında; ne yapmalı?” başlıklı konferans düzenlendi. Dört oturum şeklinde gerçekleşen etkinliğe birçok kurum katıldı. Emekçiler Dayanışması adına İnan Kaloğlulları konuşma yaptı. Konuşmada işçi hareketinin bir kitle hareketine ve güç haline gelmesinin yolunun birlikten ve dayanışmadan geçtiği vurgulandı. Bugün Türkiye’de üye sayıları yüzbinleri aşan sarılaşmış sendikalar sermaye karşısında bir tehdit haline gelmezken küçük bir direniş bile patronlar için tehdit unsuru oluşturabiliyor. Devrimci gruplar, hakları ve özgürlükleri doğrultusunda direnişe geçen emekçilerle dayanışma kuruyor. Gerçekleşen paneli, emek siyasetinin doğru eksende gelişimi için bir yan yana geliş görüyoruz ve bundan mutluluk duyuyoruz.

Ülkemizde emekçiler direnmeye devam ediyor. İşçilerin sendikalaşma hakları için mücadeleleri sürüyor. Silivri’de Ekol Ofset’te ve Bursa’da Aunde Teknik Tekstil’de patronların sendika düşmanlığına, işçileri işten çıkarma saldırılarına karşı eylemler yapıldı.

Öte yandan Samsun’da TES-İş Sendikası’na üye enerji işçileri refah payı talebiyle bir eylem gerçekleştirdi. Sendikalaşma mücadelesi veren Ankara OSTİM’de bulunan Patiswiss fabrikası işçileri patronun sendika düşmanlığına karşı direnişlerinin 18. günü olan 23 Şubat’ta fabrika önünde bir basın açıklaması yaptı. Öz Gıda-İş Sendikası’nın Karaman ve İstanbul şubeleri ile üye iş yerlerinden gelen işçiler, sendika yöneticilerinin ve emekten yana kurum temsilcilerinin katıldığı eylemde patronların sendika düşmanlığı protesto edildi.

9 işçinin toprak altında kaldığı İliç faciasında emekçilere hala ulaşılabilmiş değil. Daha önce 2022’de bir boru patlamasının yaşandığı maden ocağı, bu zamana kadar toplamda 135 kez denetlenmiş! Tabii inanırsanız… Facianın ardından hükümetin yaptığı tek şey ise 5 genel müdür yardımcısını görevden almak oldu. Gelişmeler, olayın üstünün kapatılmış olabileceği şüphesini beraberinde getiriyor. Facianın üstünden çok geçmedi, bir kötü haber de Elazığ’ın Alacakaya ilçesinden geldi. Maden ocağında oluşan göçükte ilk tespitlere göre 3 işçi toprak altında kaldı. İşçiler biraz da şans eseri kurtulabildiler. Ülkemizin taşı-toprağı, yabancı sermayeye ya da para babalarına sömürtülürken olan emekçilere oluyor. Sermaye açısından Türk insanının hayatı gerçekten de sudan ucuz!

Dünyadan gelişmelerle devam edelim. Filistin konusu gündemde yer kaplamaya devam ediyor. Dünyanın dört bir yanından İsrail’in saldırganlığına karşı protesto gösterileri gelişiyor. ABD’li Aaron Bushnell isimli savaş pilotunun İsrail Konsolosluğu önünde kendini tutuşturarak yaptığı protesto gündem konusuydu. Her ne kadar bu tarz bir eylem tarzını benimsemiyor ve doğru görmüyor olsak da Aaron’un, “Şimdi oldukça şiddetli bir protesto düzenleyeceğim ancak Filistinlilerin işgalcilerin elinde yaşadıkları karşısında benim eylemim çok da büyük bir şey değil” sözleri ile dayanışmacı duyguları mücadelemize örnek olmalıdır. Dünyanın dört bir yanında vicdanlı insanların İsrail’in Filistin halkına uyguladığı katliama sessiz kalmadığını görüyoruz.

İsrail-Filistin konusunda bir önemli gelişme de Çin Sözcüsü’nün Hollanda’nın Lahey kentinde düzenlenen Uluslararası Adalet Divanı duruşmasındaki, “Filistin halkı İsrail’in baskısına karşı, işgal altındaki topraklarda bağımsız bir devlet kurmak için mücadele etmektedir; bu kendi kaderini tayin hakkının yerine getirilmesine yönelik meşru bir mücadeledir” ifadeleriyle yaşandı. Daha önce Güney Afrika ve Brezilya Devlet Başkanı Lula’nın çıkışları; Yemen’de Husilerin eylemleri Filistin davasıyla dayanışmada ön planda idi. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in de Filistinlilere karşı süregelen tarihi adaletsizliğin sona ermesi gerektiğini vurgulaması önemli idi. İsrail’in yardım almak için sıra oluşturan Filistinlilere ateş açarak 100’den fazla Filistinliyi daha katletmesi de Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü tarafından sert şekilde kınandı.

Dünyada emekçiler, gelişen krizin yükünü sırtlanmak istemiyor. Brüksel ve Paris’te çiftçilerin düzenlediği eylemler önemli gelişmeler arasındaydı. Almanya’da Verdi Sendikası, 70’ten fazla şehirde Fridays For Future iklim hareketi ile beraber ortak mitingler düzenledi. Eylemlerde Verdi Yönetim Kurulu Başkanı Werneke, işçilerin daha iyi çalışma koşullarının, iklimin korunması açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Ukrayna cephesinde işler NATO aleyhine girmeye devam ediyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron Rusya’nın savaşı kazanamaması için NATO’nun Ukrayna’ya asker göndermesinden söz edince Putin tüm Avrupa’ya sert bir karşılık verdi. Ukrayna’ya asker sevkiyatı konusunda Almanya Başbakanı Olaf Scholz’dan ise “aykırı” bir açıklama geldi. Scholz, “Ordumuzdaki askerleri Ukrayna’ya göndermeyeceğim” dedi ve Rusya ile Ukrayna arasında süregiden savaşın Rusya ile NATO arasında bir savaşa dönüşmesini istemediklerini ekledi. Scholz ayrıca İngiltere ile Fransa’nın yakın zamanda Ukrayna’ya Rusya’yı vuracak silahlar göndermiş olduğunu da açığa vurdu. Ukrayna savaşında Avrupa’da Fransa ve İngiltere ile Almanya hükümetleri hatta tüm NATO ülkeleri arasında çok ciddi anlaşmazlıklar olduğu görülüyor.

İsveç’in NATO üyeliği konusu Macaristan Parlamentosu tarafından görüşüldü ve üyeliğe onay çıktı. Parlamentoda bulunan 199 milletvekilinin 194’ünün oylamaya katıldığı, yalnızca 6 ret oyu çıktığı belirtildi. Hatırlanacağı üzere kısa bir zaman önce TBMM’de görüşülen üyelik, 287 kabul, 55 ret almış, 4 milletvekili ise çekimser oy kullanmıştı.

Batılı emperyalistlerin gitgide egemenliklerini sürdürmekte zorlandıkları dünyada Almanya’dan tutun Güney Kore’ye, Belçika’dan tutun İspanya’ya, Portekiz’den tutun İtalya ve Yunanistan’a dört bir yanda işçi-emekçi eylemleri sürüyor. Ülkemizde ise yerel seçimler önümüzdeki haftaların önemli gündemi olacak. Sosyalistlerin rekabeti ya da yarışı değil, dayanışmayı temel alması durumunda; “ben” yerine “biz” anlayışını geçirmesi halinde ve “birlikte kazanma” eğilimine girmeleriyle neler kazanacağımızı görebiliyoruz. Bunun için hala geç olduğunu düşünmüyoruz. “Gücümüz birliğimizden gelir” sloganı yalnızca işçilerin birliğini değil, sosyalist örgütlerin dayanışma içinde birlikte mücadelesini de sağlayacak şekilde genişletilmelidir. Başarının yolu buradan geçiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.