Mustafa Suphiler, Ömerler ve geçmişten ders çıkarmak

0
810

Hamza Yalçın

28/29 Ocak gecesi (1921) Mustafa Suphi ve on dört yoldaşının katledildiği gündür. 28/29 Ocak gecesi (1983) dört devrimcinin (Ömer Yazgan, Mehmet Kanbur, Erdoğan Yazgan ve Ramazan Yukarıgöz) birden idam edildiği tarihin yıl dönümüdür. Devrim yolunda düşen kahramanları anmaktaki amacımız, onların mücadelesinden devrimci dersler çıkarmaktır.

İhtiyatsızlığın kurbanı oldular

Mustafa Suphi ve arkadaşları Anadolu’da emperyalizme karşı gelişen kurtuluş savaşına sosyalist hareket olarak katılmak istiyorlardı. 10 Eylül 1921’de Türkiye devrimci hareketinin bütün öğelerinin birleştiği Türkiye Komünist Partisi’ni kurmuşlardı. O sırada devrimci Rusya ile Kemalist ulusal kurtuluş hareketi stratejik bir ittifak halindeydi. Büyükelçi Aralov’un anılarından da görüleceği üzere Ekim Devrimi liderlerinde, Mustafa Kemal’e karşı olumlu düşünceler vardı. Mustafa Suphiler dünya sosyalist hareketinin Türkiye parçası olarak emperyalizme karşı ulusal cephede Kemalistlerle omuz omuza savaşmak istediler. Türkiye Komünist Partisi, ulusal kurtuluş mücadelesinde işçilerin ve köylülerin inisiyatiflerinin geliştirilmesi yoluyla ulusal baskının, ayrımcılığın olmadığı, sosyalizm yolunda bir ülke kurmak isteğini vurguluyordu.

Bilindiği gibi Mustafa Suphi ve arkadaşları Rusya’daki savaş esirlerinden bir devrimci tabur oluşturmuşlardı. Mücadeleye bu askeri güçle katılmak istiyorlardı. Türkiye’de işçiler ve aydınlar arasında örgütlüydüler. En önemlisi ise komünizm o sırada işgal altındaki Anadolu’da ve Rumeli’de çok prestijliydi. Özellikle feodal güçlerin bu duruma tahammül etmeleri çok zordu. Meclis gizli tutanakları, Mustafa Kemal’in cinayetin sorumluluğunu reddetmekle birlikte Mustafa Suphi’den hoşlanmadığına işaret etmektedir. Gerek Sovyetler Birliği gerekse de Türkiye komünistleri ulusal kurtuluş savaşı önderliği içinde Mustafa Kemal’i kendilerine daha yakın görmüş oldukları halde Türkiye Komünist Partisi’nin sürekli yasaklı tutulması da Kurtuluş Savaşı önderlerinin Komünist harekete karşı tahammülsüzlüğünü ortaya koymaktadır.

SB ile ilişkileri zora sokma riski taşıyan bir katliamın sorumlularının cezalandırılmamış olması da çok önemlidir. Bu katliam Türkiye burjuvazisine karşı ne denli uyanık olunması gerektiğini göstermektedir.

Mustafa Suphiler başarılı olsalardı Türkiye’de en azından hem emekçi halk hem de ezilen halklar açısından çok daha ileri bir sistem kurulurdu. TKP’nin Kurtuluş Savaşı’na katılma kararı öncülük iddialı bir karardı. Burjuvaziye karşı tedbirsizce davranmalarıyla ise devrimci hareketin geleceğinin karartılmasıyla sonuçlanan çok ağır hatalı bir deneme yapmışlardı. Türkiye devrimci hareketi alınan ağır darbeden sonra 1960’lı yıllara kadar ülke politikasında belirleyici bir rol oynayamadı. 1970’li yıllara kadar geçen zamanın “50 yıllık revizyonizm” olarak nitelenmesinin ne denli hatalı olduğunu Türkiye solunun 1980 sonrası sürecinden görebiliyoruz.

Kayıplarımız, devrimci örneklerimiz

28/29 Ocak 1983 yılında gerçekleşen bir diğer katliam 78 devrimci kuşağından Ömerlerin, yani dört devrimcinin birden idam edilmesidir. Ömerler yani isimleri Ömer Yazgan’ın ismiyle başlayan (Ömer, Mehmet, Erdoğan, Ramazan) dört devrimci 1981 yılında cuntaya karşı direniş hazırlıkları sırasında yapılan bir eylemde ele geçtiler. Ömerler Mustafa Suphiler gibi birleşmiş bir solun değil ne yazık ki çok dağılmış ve birbirleriyle rekabet içindeki solun bir parçasıydılar. Solun birliğini amaçlıyorlardı. Bunun yolunun THKP geleneğindeki solun birliğinden geçtiğine inanıyorlardı. Türkiye solu içinde zayıf fakat rekabetçilikten ve sol içi çatışmalardan uzak kalmayı başarmış bir gruptu. Zayıf durumlarına rağmen 12 Eylül koşullarında direnişe cüret etmiş olmaları çok önemlidir.

Eğer devrimciler 12 Eylül darbesine karşı etkili bir direniş geliştirebilmiş olsaydı Türkiye bugün AKP iktidarına maruz kalmazdı. Ne yazık ki Kızıldere’nin solda birlik mesajı çoğu Mahir’i lider bilen devrimciler tarafından bile gözardı edildi. Sol örgütler birbirlerinden daha çok uzaklaştılar.

Türkiye devrimci hareketi en büyük kayıplarını Karadeniz’de Onbeşler’in katledilmesiyle verdi. 1970’li yılların başında Denizler, Mahirler ve İbrahimlerin öldürülmeleri de Türkiye devrimci hareketi açısından aynı derecede stratejik kayıplardı. Bu kayıplar solun birleşmesinin önünü tıkayıp bölünmesini hızlandırdı. 1970’li yıllarda faşizme karşı direnişte can veren binlerce devrimci geride büyük bir mücadele geleneği bıraktı. Bugün bir iç savaş çıktığında direniş özellikle o gelenek üzerinde yükselecektir.

1980’li yıllarda Türkiye devrimcileri darağaçlarında, sokaklarda, ölüm oruçlarında, dağlarda ve Filistin halkının saflarında çarpışarak öldüler.

1990’lı yıllarda karanlığı yırtmak için ileri atılan çok sayıda Devrimci Sol savaşçısı mücadelede hayatlarını kaybetti. Çok yürekli bir atılıma giriştiler fakat yaşanan süreç Türkiye’de devrimci atılım koşullarının olmadığını gösterdi.

1980’li yıllardan sonra ve özellikle 1990’ların sonundan itibaren açlık grevi ve ölüm orucu direnişlerinde devrimci kırımı yaşandı. Çok büyük özveri ve kararlılıkla sürdürülen bu direnişlerde yaşanan kayıpların kaçınılabilir olup olmadığı büyük bir soru olarak kaldı.

Türkiye devrimcileri 2000 sonrasında Kürt hareketi ile dayanışma mücadelesinde can verdiler. Dinci çetelerin saldırısına karşı Kürt hareketiyle dayanışarak Türkiye’de faşizme karşı direniş gücü oluşturmaya çalıştılar. Bunlar arasında Ulaş Bayraktaroğlu özel bir yer tutmaktadır.

Mustafa Suphilerin ölümünden sonra Şefik Hüsnü, Reşat Fuad, Hikmet Kıvılcımlı, Mihri Belli gibi devrimciler ömürlerini sosyalizm mücadelesine adamanın örnekleri oldular.

En büyük acı ise Troçki’nin öldürülmesinde yaşandığı gibi sol içi çatışmalarda meydana gelen ölümlerdir. Bu çatışmalardaki ölümlere anlam vermek olanaksızdır. Sovyetler Birliği’nde başlayan bu cinayetler dünya soluna yayılarak devam etmiştir. Küba devrimi solun tarihindeki bu çok kötü geleneği kırmayı başardığı halde ne yazık ki Türkiye solu Küba devriminden örnek almayı başaramadı. Grupçuluğun yani hegemonyacılığın ve rekabetçiliğin ürünü olan sol içi çatışmalarda çok sayıda devrimci hayatını kaybetti.

Emeklerin boşa gitmemesi için

Verilen emeklerin, kaybettiğimiz hayatların anlam kazanabilmesi mücadelenin sürdürülmesiyle mümkün olacaktır. Öncelikle sol hareket yaşantıda ve mücadelede devrimci kahramanlarının mücadeleye bağlılıklarının tanıtılmasına önem vermelidir. Bu anlamda devrimcilerin yaşam ve mücadelelerini ele alan kitap, makale, film ve belgesel gibi çalışmaların eleştirici bir yaklaşımla incelenmesi çok faydalı olacaktır.

Ekim Devrimi’nin grup iktidarına dönüşmesinden ve özellikle 1970’li yıllarda Türkiye solundaki bölünmelerden bir sonuç çıkmaktadır: Mücadelelerin boşa gitmemesi için solda grupçuluğun bilince çıkarılması ve aşılması gerekiyor. Grupçuluk ile örgütlülük arasındaki ayrım netleştirilmelidir. Grupçuluk örgütlülük değil örgütlülüğün yozlaştırılmasıdır. Dünya ve Türkiye devrimci hareketi örgütlülüğün yozlaştırılması sorununu yaşıyor. Devrimci örgütler birbiriyle rekabet değil dayanışma anlayışıyla çalışmalıdırlar.

Türkiye solu bölünmüş ve birbiriyle rekabet halinde olduğu sürece bir bütün olarak ve sağlıklı bir gelişme şansına kavuşamayacaktır. Solda rekabetin yerine dayanışmayı geçirmeyi başardığımızda solun birliğinin yolu açılmış olacaktır. Bu, düşünce ve davranışta köklü bir yenilenmeyi gerektirmektedir. Temel sorun farklı gruplara bölünmüş olmak değil, grupçuluk ve rekabettir. Farklı grupların varlığının kaçınılmaz olarak grupçuluğa ve rekabete yol açacağını düşünmek grupçuluktan başka bir örgütlülük düşünememekten ileri gelmektedir.

Görüldüğü gibi Türkiye devrimcileri, Mustafa Suphilerden bu yana mücadele için hayatını ortaya koyabilen bir özveriye ve kararlılığa sahiptir. Özellikle 1970 sonrası süreç bu topraklarda mücadele için çok büyük fedakarlıkları ve riskleri göze alan insanların daima var olacağını göstermiştir. Sorun o insanları keşfetmek ve geleceği onlarla birlikte tasarlamaktır.

Yolumuz Mustafa Suphilerin, Şefik Hüsnülerin, Denizlerin ve Ömerlerin yoludur!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.