Öğretmen ve öğrenciler tarafından yapılan Küba Devrimi

0
669

W. T. WHITNEY JR. (4 Ocak 2023)

Aşağıdaki makale People’s World adlı Amerikan gazetesinde yayınlandı. Bilindiği gibi Küba on yıllardır ABD ekonomik ablukası altında olduğu için yoksul durumdadır. Küba, yoksulluğuna rağmen eğitimi öncelikleri arasında bulundurmaktadır. 1989-2019 yılları arasında milli gelirlerinin eğitime ayrılan oranı ile ilgili bir sıralamada Küba yüzde 12,9 (2012) ile 198 ülke arasında ikinci sırada gelmektedir. Aynı sıralamada Türkiye yüzde 4,4 ile (2014) 89’uncu sıradadır. Sağlık da Küba’nın dünya sıralamasında iyi bir yerde bulunduğu alanlardan biridir. Makaleyi Küba devriminin eğitime nasıl baktığını göstermesi bakımından önemli gördük. Tahsil yapmanın ülkemize ve halka hizmet etmek amacı, devrimci kuşaklar yetiştiren ülkemizin idealist gençliği açısından önemliydi. Küba’da eğitimin ülkeye yararlı olma amacının ne denli önemsendiğine dikkat çekmek isteriz – Odak.

Küba eğitimi, uzun zamandır eşitsizlikleri sona erdirmek için sıfır noktası (yani temel – çeviren) olmuştur. Adadaki (ülkedeki – çeviren) okullar, ezilen sınıflardan gençleri ayırmaksızın, tüm Kübalı gençlerin öğrenmesi ve Küba’nın bağımsız bir ulus olarak gelişimine katkıda bulunacak şu ya da bu tür işlere hazırlanmaları için kapıların açıldığı yerlerdir.

Kübalı okuma-yazma öğretmenlerinden 123 kişi, 20 Aralık’ta Honduras’a vardı. Honduraslı meslektaşlarıyla birlikte okuma-yazma öğretmek için Küba’nın özel yöntemi olan “Yo sí puedo” (Evet yapabilirim) yöntemini kullanacaklar. Bu, dünya çapında uygulama alanı bulmuş bir tekniktir.

22 Aralık Küba’da Öğretmenler Günü’dür. Küba’nın “Eğitim Yılı” olan 1961’de Havana’da büyük bir kalabalığın önünde konuşan Fidel Castro, Küba’nın o yılki okuma yazma kampanyasının sona erdiğini duyurdu ve Küba’yı “cehaletten arınmış bir bölge” olarak ilan etti.

Kırsal bölgelerde yaşayan okuma yazma bilmeyen yetişkinlere okuma yazma öğretmek için gönüllü olan 100 bin genç de orada hazır bulunuyordu. Çoğu, Küba’nın şehirlerinden gelen bu gençler, eğitim verdikleri ailelerle birlikte yaşıyor ve çiftlik işlerinde çalışıyorlardı.

Ada çapındaki okuma yazma kampanyasında onlara on binlerce gönüllü öğretmen, sendikacı ve diğer çalışan insan katıldı. Sonuçta, 271 bin okuma yazma gönüllüsü 7 milyon 291 bin 200 kişilik nüfusun içinde 707 bin Kübalı’nın okumayı öğrenmesini sağladı.

Küba’nın ulusal kahramanı José Martí figürü, Kübalılar için eğitim ve devrim arasındaki yakınlığı simgelemektedir. Martí’nin Eğitim Üzerine (Monthly Review Press, 1978) adlı kitabını tanıtan editör Philip Foner şu gözlemde bulunuyor: “José Martí’nin gözünde özgürlüğün temelinde halkın eğitimi yatıyordu. Bir hükümetin vatandaşlarına hizmet etme özlemini, halkını eğitmede gösterdiği aciliyet kadar hiçbir şey hayata geçiremezdi.”

Castro, Eylül 1961’de okuma yazma kampanyasıyla ilgili değerlendirmelerinde Martí’nin fikrini güncelledi: “Eğitim alanında da büyük bir devrim olmadan bir devrim düşünülemez… Devrim ve eğitim neredeyse eşanlamlı iki fikirdir… [Devrim] eğitim alanında ne kadar çok çalışırsa, ne kadar çok yetkin teknisyen olursa, ne kadar çok yetkin yöneticiye, öğretmene, devrimci kadroya sahip olursa o kadar ilerleyecek ve başarılı olacaktır.”

Foner, 1959 yılında Kübalıların yüzde 23’ünün okuma yazma bilmediğini, “ortalama öğrenim düzeyinin üçüncü sınıfın altında olduğunu” ve “sadece birkaç bin” çocuğun ortaokullara devam ettiğini belirtiyor. Castro Aralık 1961’e gelindiğinde devrimci hükümetin 15.000 okul açmış, askeri tesisleri okula dönüştürmüş ve özürlü çocuklar için okullar inşa etmiş olduğunu söylüyordu.

1973 yılına gelindiğinde neredeyse herkes okur-yazar duruma gelmişti. Foner’e göre yaklaşık 1 milyon 898 bin çocuk ilkokula devam ediyordu ve 470 bini ortaokula kayıtlıydı. O zamana kadar, ortaokul ve üniversite öncesi okullara devam eden öğrenci dalgalarıyla başa çıkmak için 20 bin ek öğretmenin eğitilmesiyle “ikinci bir eğitim devrimi” gerçekleşiyordu.

2000’den itibaren üçüncü bir eğitim “devrimi” başladı. Küba devletinin “Fikirler Savaşı” olarak adlandırdığı bu devrim, sosyal adalet ve eşitliği vurgulayan ve öğrencilere manevi ve sosyal desteğin eşlik ettiği bir öğretimi gerektiriyordu. Sanat eğitimi yaygınlaştı ve yeni sosyal çalışma okulları açıldı. Görsel, işitsel ve bilgisayar tabanlı yöntemler öğretmenlerin kullanımına sunuldu.

Yetkililer, bilgisayar tabanlı ve televizyonlu öğretim araçlarına güvenerek eğitimi öğrencilerin kendi bölgelerine yaydıkça üniversiteye kayıtlar arttı. 2015 yılına gelindiğinde üniversite öğrencilerinin yüzde 80’i evlerine yakın yerlerde eğitim görüyordu.

Ancak bazı sorunlar ortaya çıktı. Bilim ve teknoloji alanındaki öğretim programları, beşeri ve sosyal bilimlerdeki derslere öğrenci kaptırdı. Üniversite öğretimi ülkenin ekonomik kalkınmasına eskisinden daha az katkıda bulunuyordu. Daha az sayıda öğrenci, öğretmen olmak için hazırlanıyordu ve 20 bin öğretmen daha iyi maaşlı işler için görevlerinden ayrılmıştı.

Rotayı tersine çeviren hükümet, yerel düzeyde üniversite öğretimini azalttı, giriş sınavlarını daha yarışmacı hale getirdi, bilimsel ve teknik eğitimi yeniden vurguladı ve üniversite eğitim süresini kısalttı. 2019 itibariyle 241 bin öğrenci ya da 18-24 yaş arası her üç Kübalı’dan biri, 50 üniversite merkezinde eğitim görüyordu. Bunların neredeyse yüzde 50’si tıp bilimleri dersleri alıyordu; 8 bin 542’si ise sanat öğrencisiydi.

ABD’nin ekonomik ablukası başından beri kıtlığa neden oluyor ve zorlukları artırıyordu. Küba Eğitim Bakanlığı tarafından 2022 başlarında sunulan bir rapor bunu açıklıyor:

* Abluka kuralları uyarınca Küba’nın yurtdışından mal satın almak için gereken krediye erişimi yok.

* İthalat, kısmen ABD dışındaki yerlerden mal ithal etmek için yüksek navlun maliyetlerinden kaynaklanan fiyat artışları nedeniyle zordur.

* Yurtdışında üçüncü taraf aracılardan satın alınan malların şişirilmiş maliyetleri ithalatı caydırmaktadır.

* Abluka düzenlemeleri uyarınca, ABD’ye ait çok küçük bileşenlerle bile herhangi bir yerde üretilen belirli ürünler Küba’ya yasaklanmıştır.

Genellikle eksikliği çekilen gerekli kalemlerin listesi uzundur: Kağıt, kitap, defter, bilgisayar, görsel-işitsel cihazlar, laboratuvar malzemeleri, laboratuvar ekipmanları, yazı malzemeleri, sanat malzemeleri, spor malzemeleri, engelli öğrenciler tarafından kullanılan özel cihazlar, müzik aletleri, kayıt cihazları, İngilizce metinler ve kitaplar, geniş bant internet bağlantıları ve ekipmanlar için yedek parçalar.

Bununla birlikte, on yıllar boyunca sürdürülen çabalar sonucunda öğrenciler, Küba ekonomisini geliştirmeyi ve sosyalizmi inşa etmeyi amaçlayan çeşitli görevleri üstlenmeye hazır hale getirilmiştir.

* 1960 ile 2017 yılları arasında Küba üniversiteleri, 80 bini doktor olmak üzere 1,2 milyon “profesyonel” mezun etti. Kadınlar 1959’da üniversite mezunlarının yüzde 3’ünü oluştururken 2010’da yüzde 64’ünü oluşturdu. 2019’da üniversite mezunları Kübalı işçilerin yüzde 2,2’sini oluşturdu.

* Küba’da 2012 yılında eğitime yapılan harcamalar GSYH’nin yüzde 9’unu oluşturuyordu. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki karşılaştırılabilir rakam şu anda GSYH’nin yüzde 4,96’sıdır. Küba 2018 yılında ulusal bütçesinin yüzde 13’ünü eğitime ayırmıştır.

1995 yılında Küba’da Kübalı bir kadın, benim de aralarında bulunduğum Maine ziyaretçilerini Havana’dan Trinidad’a taşıyan küçük bir otobüse otostop çekerek bindi. “Biz Kübalılar tüketici değil üretici istiyoruz” dediğini duyduk. Fidel Castro da 1961’deki o ilk Öğretmenler Günü’nde benzer şekilde konuşmuştu.

Kastro Havana Üniversitesi’ndeki hukuk öğrencilerini “avukat olmak için okumaktan başka işi olmayan insanlar” olarak nitelendirmişti. O dönemde “egemen sınıf işçilerin çocuklarına eğitim vermiyordu”. “Nüfusun yarısının, kırsal nüfusun, ortaokuldan yoksun olmasını”, “var olan az sayıdaki teknik işçinin de üst gelir gruplarından yani mantıken devrimci değişime karşı olan ekonomik ve siyasi olarak egemen sınıftan geliyor” olmasını “bizimki gibi az gelişmiş bir ülkede herhangi bir devrim için ciddi bir sorun” görüyordu.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ve başka yerlerdeki solcular genellikle reform ve devrimi ayrı projeler olarak görürler. Küba’nın genç yurttaşları sosyalizm için çalışmaya hazırlama deneyimi, bu açıdan önemli olabilir.

Eşitsizliklerle dolu ABD okullarında şu anda yapılmakta olan küçük de olsa bazı reformlar, devrime hizmet edebilir ve bu şekilde devrimci bir rol oynayabilir. Kastettiğimiz şu reformlardır: Öğrenciler arasında eşitliğin teşvik edilmesi, toplumsal sorunlar hakkında gerçek bilginin aşılanması ve öğrencilerin kamu yararına yönelik çalışma projeleri.

Fotoğraf 1 (Kapak fotoğrafı): Teacher Graciela Lage gives an English lesson at the Cuban School of Foreign Languages in Havana. | Desmond Boylan / AP (Öğretmen Graciela Lage Havana’daki Küba Yabancı Diller Okulu’nda İngilizce dersi veriyor.)

Fotoğraf 2 (Yazı içindeki): Fidel Castro waves at literacy teachers and students in Havana after declaring Cuba free of illiteracy, Dec. 22, 1961. | Cuba Debate (Fidel Castro, Küba’da okuma yazma bilmeyen kalmadığını ilan ettikten sonra Havana’da okuma yazma öğretmenleri ve öğrencilerine el sallıyor, 22 Aralık 1961.)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.