Haftanın Özeti: Yerel seçimler, işçiler, öğrenciler…

0
260

Haftalık özetimizde Türkiye’den ve dünyadan seçtiğimiz gelişmeleri aktaracağız. Türkiye’de bir yandan yaklaşan yerel seçimler öte yandan ise direnişler gündemde önemli bir yer tutuyor. 

Yerel seçimlere yaklaşık olarak iki buçuk aylık bir zaman kaldı. Partiler yavaş yavaş adaylarını açıklıyor. CHP’deki Genel Başkan değişikliğinden sonra CHP’nin Tayyip Erdoğan’ı olmak iddiasındaki mevcut İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yeniden İstanbul’a adaylığı açıklandı. Ekrem İmamoğlu’nun CHP içindeki gücünü pekiştirmek için bütün yerel yönetimleri belirlemeye çalıştığı iddia edilmektedir. Bu süreçte belki de CHP içinde gelmiş-geçmiş en başarılı belediye başkanı olan Yılmaz Büyükerşen yenilenme adına tasfiye edilmiş ve İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer tasfiye edilmek istenmektedir. 

İstanbul’a AKP’nin adayının ise Murat Kurum olduğu belirtildi. Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum’un adaylığının İçişleri Bakanlığı gibi devletin resmi makamları tarafından desteklenmesi, tepki de topladı. Bu destekler aynı zamanda, AKP’nin devletin kurumlarını “halka tarafsız hizmet etmek” için değil, “partizan, yandaş ve kayırmacı” bir politika ile ele aldığının da bir göstergesi oldu. Devlet ile AKP iktidarının bütünleşmiş hali artık pervasızca ortalığa serilmiş vaziyette. Kurum, bakanlığı döneminde çıkartılan ve “İmar Barışı” olarak lanse edilen imar affı ile de biliniyor. AKP’nin çıkardığı bu af sonrasında meydana gelen deprem ile on binlerce insan yaşamını yitirdi. Çıkarılan affın, yıkılan yüz binlerce konutun yerle bir olmasının sebepleri arasında olduğu ifade ediliyor. Kurum bu sürecin müsebbibi değilmişçesine üstüne üstlük şaka gibi bir “vaatte” bulundu: İstanbul’da beklenen depreme karşı konutların denetimini “hemen” tamamlayacaklarmış! Muhalif gazeteci Timur Soykan, Murat Kurum’un Kahramanmaraş’taki depremde yıkılan Ezgi Apartmanı’nın müteahhitti Maraş MÜSİAD Başkanı Sami Kervancıoğlu ile olan fotoğrafını da çıkardı. Aynı müteahhit, bölgede AKP eliyle yeniden konut inşa etmeye başlamış! Kurum’un seçilmesi halinde deprem önlemi adı altında AKP yandaşlarını zenginleştirmek maksadıyla muhalif kesimlerin kontlarına el koymasından endişe edilmektedir.

CHP’nin Hatay’a yeniden aday gösterdiği Lütfü Savaş da tepki çekiyor. Savaş’ın Hatay’da meydana gelen depremde oluşan yıkımda parmağının olduğu iddia ediliyor. Lütfü Savaş’ın Hatay’a aday gösterilmesi, sosyalist ve ilerici kamuoyunda devrimcilerin Hatay’a ortak bir aday çıkarması gerektiği söylemlerini de beraberinde getirdi. 

Geçtiğimiz günlerde Hatay’ın Defne ilçesinde solun ortak aday çıkarması sonrasında ikinci ortak aday da İstanbul’un Kadıköy ilçesinden geldi. Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) üyesi  Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Kadıköy ilçesinden aday olduğunu açıkladı. Maçoğlu, seçimlere TKP’den gireceğini belirtirken TKP tarafından yapılan açıklamada Maçoğlu’nun adaylığına itiraz edilmemekle beraber “henüz partilerinin net şekilde karar vermediği” de eklendi. Maçoğlu’nun adaylığına bir takım sol kamuoyundan da itiraz geliyor. İtirazlara neden olarak ileri sürülenler arasında Maçoğlu’nun Kadıköy’e yabancı bir isim olması ve onun emek siyasetinin daha yoğun olduğu bir yerden aday olması konuları ön planda. Bu itirazlara rağmen geçen haftanın özetinde de belirttiğimiz gibi, sosyalist solun birliğine dönük en ufak bir çabanın dahi bu süreçte anlamlı olduğunu ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Sol grupların bireyciliğin bir başka tarzı olan grupçuluktan uzak davranması durumunda toplumda güçlü alternatifler yaratması mümkündür. 

Ülkemizde her geçen gün demokrat gazeteciler üzerinde baskılar artıyor. Özgür basın susturulmaya çalışıyorken baskılara karşı gelen gazeteciler direnmeye devam ediyor. Gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki göstermek için İstanbul Kadıköy’de eylem yapmak isterken gözaltına alınan gazeteciler Pınar Gayıp, Eylem Nazlıer, Zeynep Kuray, Yadigâr Aygün, Serpil Ünal ve Esra Soybir hakkında açılan davanın ilk duruşması görüldü. Gazetecilerden Zeynep Kuray savunmasında, “Meslektaşlarımız gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Ben meslektaşıma destek veremeyecek miyim? Kürt gazeteciler kriminalize ediliyor, onlara destek verenler de kriminalize ediliyor. Ortada bir suç varsa bu suçu işleyenler biz değil, bizi hukuksuz bir şekilde gözaltına alanların yaptığıdır” dedi. Duruşma 16 Nisan 2024’e ertelendi. 

Patronlar servetlerine servet katarken işçilere enflasyonun çok altında ücretler teklif ediyorlar. Metal sektöründe patron sendikası MESS ile yürütülen toplu iş sözleşmesinden uzlaşma çıkmadı. Fabrikalarda örgütlü olan Türk Metal İş sendikası grev kararı aldığını duyurdu. Sendika grev kararına gerekçe olarak ise teklif edilen zammın enflasyon karşısında hiçbir anlamının olmadığını ifade ediyor. Birleşik Metal İş de MESS’in ciddiye alınacak bir teklifte bulunmadığını 12 il 51 fabrikada bulunan 12 bin metal işçisiyle 19 Ocak’ta greve çıkacaklarını ilan etti. 

Ülkenin her yanında direnişçi işçiler haklarını almak için onurluca direniyor! İş yerinde iş kazası geçirdikten sonra hakkında asılsız tutanak tutularak işine son verilen İBB-İsper işçisi Tülay Çal 6 Kasım’dan bu yana Saraçhane’de direnişine devam ediyor. Çal, CHP’nin Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlediği toplantıya katıldı. Çektiği videoda, “Ekrem İmamoğlu 16 milyon için çalıştığını söylüyor, ben de evimin geçimini sağlamak için çalışmak istiyorum. Haksızca, hukuksuzca atıldığım işimi geri istiyorum. Bundan sonra da eylemime devam edeceğim” ifadelerini kullandı. CHP’li belediyeler seçimler yaklaşırken emek söylemini ağızlarından eksik etmiyorken, Tülay Çal gibi emekçilerin isteklerine ise gözlerini kapıyor. Şişli Belediyesi’nden atılan Kakil Yazar ve İBB’den atılan Tülay Çal gibi onurlu işçilerin mağduriyetleri bir an önce sonlandırılmalıdır. Aksi taktirde CHP’nin AKP’den pek farkı olmayan emek politikası, onun AKP karşısında gerçek bir alternatif yaratamayacağını bir kez daha gösterecektir. 

Ülkemizde ve dünyada işçiler artan yoksulluğa, hayat pahalılığına ve geleceklerinin ellerinden alınmasına karşı direnmeye devam ediyor. Burda Bebek direnişçileri; sendikal bürokrasiye, açlığa ve sömürüye karşı gelen Ankara Çankaya Belediyesi emekçileri; Sputnik’te direnen gazeteci kardeşlerimiz; çeşitli şantiyelerde direnen inşaat işçileri ve dahası… Her biri tek tek ülkemizde gelişen emekçilerin onur mücadelesine saygınlık kazandırmaktadır.  

Üniversiteliler artan hayat pahalılığı karşısında geçinemiyor. KYK bursları geçtiğimiz aylarda 2000 TL’ye çıkarıldı. Mevcut artış ile birlikte paranın günlük 66 TL’ye denk geldiği görülüyor. Üstelik verilen bu paraların çok büyük bir kısmı burs değil, kredi. Yani geri ödemeli. Geçtiğimiz günlerde üniversite öğrencileri, “66 TL KYK ile barınamıyoruz, yaşayamıyoruz” diyerek Taksim’de eylem gerçekleştirmeye çalıştılar. Gençliğin baskılara ve kendilerine dayatılan bu şartlara karşı direnişini sevinçle karşılıyoruz. 

Üniversite kampüslerinde faşist çetelerin yönetim eliyle devrimci-yurtsever öğrencilere saldırıları devam ediyor. Cebeci kampüsünde sınavlarına girmek için okula gelen 2 devrimci öğrenci faşist çeteler tarafından saldırıya uğradı. Ertesi gün devam eden olaylarda devrimci öğrenciler saldırıları püskürterek Cebeci semtinde yürüyüş yaptılar. Artan ekonomik baskılar gençleri bireysel kurtuluş yolları aramaya sürüklerken üniversitelerdeki devrimci öğrenciler dayanışmayı örmeye devam ediyor, birbirine sahip çıkıyor. Mümkün müdür bilemiyoruz ama “Ülkü Ocakları” gibi yapılar etrafında örgütlenerek devrimcilere saldıran öğrencilerin saldırılarla neye hizmet ettiklerini ve saldırılarının neye yaradığını sorgulamaları gerekmektedir. Onlar birkaç sol görüşlü öğrenciye değil, asıl olarak ülkemizin geleceğine, halkımızın huzuruna, refahına ve aydınlık yarınlarımıza saldırmaktadır. Ne yazık ki AKP-MHP iktidarının bu tarz gençleri çeşitli propagandalar ile manipüle ederek dolduruşa getirmesi ile ülkemize ve halkımıza hizmet edebilecek düzeyde insanlar faşist çetelerde örgütlenerek birer halk düşmanına dönüşmektedir. 

Dünyadaki gelişmeler ile devam ediyoruz. ABD’de pedofili, cinsel istismar ve fuhuş ağı oluşturduğu gerekçesiyle yargılanırken hapishanede intihar eden ünlü milyarder Jeffrey Epstien davasına yönelik iddialar yeniden gündem oldu. Dava dosyasında dünyaca ünlü isimler yer alıyor. Epstein’in ABD’nin Virgin Adaları’ndan birisine sahip olduğu, bu adada dünyanın çeşitli bölgelerinden kaçırılan çocukların ünlülerle cinsel ilişkiye zorlandığı belirtiliyor. Kaçırılan ve adaya hapsedilen insanlar arasında Türkiye’den çocukların da bulunduğu iddiası da yer alıyor. 

Almanya’da tren makinistleri koşullarının iyileştirilmesi ve maaşlarına zam talebiyle greve gitti. Alman Makinistler Sendikası’nın (GDL) öncülük ettiği grev 9 Ocak’ta başladı ve 12 Ocak saat 18.00’a kadar sürdü. Öte yandan ülkede çiftçilerin grevi de büyük protesto gösterilerinin oluşmasına neden oldu. Hükümetin planladığı kesintilere karşı Almanya genelinde eylem yapan çiftçilerin direnişi devam ediyor. Batılı güçlerin Ukrayna savaşını kızıştırarak Rusya’yı zayıflatmayı ve Putin yönetimini devirme planı asıl Almanya’yı vurdu. Almanya’da ekonomik ve politik sorunlar artarken hükümete destek günden güne eriyor. 

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in Ortadoğu turu da haftanın önemli konuları arasındaydı. Blinken Türkiye’den başlayarak Ürdün, Katar, BAE ve İsrail’i ziyaret etti. Türkiye ziyaretinden sonra açıklama yaşan Blinken, Türkiye’nin savaş sonrasında Gazze’de rol oynamaya hazır olduğunu ifade ettiğini de ekledi. Blinken, “Türkiye, savaş sonrası Gazze’de güvenlik sağlanması konusunda önemli bir rol üstleniyor. Türkler, savaş sonrası Gazze’de olumlu bir rol oynamaya hazırlar. Türkiye, İsrail-Hamas çatışmasının diğer ülkelere sıçramasını önlemek için nüfuzunu kullanacak” mesajını verdi. 

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin İsrail hakkında Uluslararası Adalet Mahkemesi’nde  açtığı soykırım davasının görülmesine başlandı. İran ve Şii direniş ittifakı Gazze’deki direnişle aktif dayanışma içindeyken ve Latin Amerika ülkeleri bile İsrail’e karşı pratik tutum alırken AKP iktidarı ve satılık Arap iktidarları direnişi sözde destekliyorlar. Yandaş kapitalistler vasıtasıyla İsrail’e ticari gemilerle savaş malzemesi hammaddeleri dahil mal taşımaya devam eden AKP pratikte direnişi içeride ve dışarıda istismar ederek kendi gücünü sağlamlaştırmaya çalışıyor. Türkiye’de sosyalistlerin dışındaki muhalefet de Filistin direnişi karşısında samimiyetsiz tutumda bulunuyor. 

HDP eski eşbaşkanlarından Selahattin Demirtaş 2016 yılından bu yana tutuklu bulunduğu Kobani davası duruşmaları dolayısıyla yaptığı savunmaları tamamladı. Demirtaş Kürt olduğu için yargılandığını belirtti. Gezi davasından tutuklu bulunan Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Can Atalay’ın serbest bırakılması sorunu tartışılmaya devam etti. Anayasa krizi haline gelen bu sorunun bir çözüme kavuşması eğilimi oluştuğu haberleri gelmeye başladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel yurttaşları anayasal düzeni savunmak maksadıyla 14 Temmuz günü Tandoğan’a çağırdı. Aynı gün Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Esenyurt’ta Filistin ile dayanışma mitingi yapacak. Mitingde Filistin vasıtasıyla Suriye sınırları içinde yer alan Rojava’ya dikkat çekiliyor. 

Daha önce yeni yıla bir yandan türlü olumsuzluklar öte yandan ise ilerici hareketlerin gelişim potansiyelinin arttığı bir süreçte girdiğimizi belirtmiştik. Türkiye seçim sürecine ilerliyor. İşçi direnişleri, halkın çektiği yoksulluk, gençlerin geleceksizleştirilmeye karşı öfkesi daha da yükseliyor. Dünyada da Batı propagandası güç kaybederken halkın egemenlere karşı mücadelesi büyüyor. Süreç anti kapitalist ve anti emperyalist mücadele olanaklarının gelişimine kapı aralarken en önemli ihtiyacımız ise örgütlü mücadele ve solun birliğidir. Seçimler bu yönde önemli olanaklar sunmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.