KAYPAKKAYA : KOMÜNİZMİ AMAÇLAYAN DEVRİMCİ GEÇMİŞİMİZ

0
472

Ziya Ulusoy

Odak Dergisi okuru yoldaşlara Kaypakkaya’ya ilişkin yazı yazmanın  zorluklarını biliyorum. 

Bu zorluklar Kemalizm’e ve Şefik Hüsnü önderliğindeki TKP’ye ilişkin değerlendirme farklılıklarından oluşuyor. 

Ama tabii ki görüş farklılıklarımıza rağmen yoldaşça tartışmamız gerektiği bilincine başta Odak okuru yoldaşlar olmak üzere biz komünistler sahibiz. Bu güçlü yanımız. 

71 Devrimci Hareketi ve Devrimci Koşullar

Kaypakkaya Deniz’ler ve Mahir’lerle birlikte 71 Devrimci Hareketi’nin kurucu önderlerinden. 

71 Devrimci Hareketi ve Kaypakkaya’nın kurucusu olduğu parti, önceleyen devrimci sürecin ürünü olarak doğdular. 

Dünya çapında yeni-sömürge ve sömürge ülkeleri kapsayan, devrimler, devrimci durum, devrimci yükseliş ve geniş işçi köylü gençlik hareketlerinin kitlesel yükselişinden oluşan devrimci koşullar vardı. 

Kapitalist merkezlerde ise 68 gençlik hareketi yükseldi. Fransa ve İtalya’da işçi kitle hareketiyle birleşti. Fakat gençlik ve işçi kitle hareketleri inişe geçerek bu hareketlerle birlikte gelişen yeni devrimci ve komünist örgütlenmelerin gerilemelerine, anti-emperyalist silahlı mücadele yürütenlerin ise kitle desteği ve akışı bulamayarak yenilmelerine yol açtı. 

Fakat devrimci dalganın kapsadığı yeni-sömürge ve sömürgelerde ise yeni doğan devrimci ve komünist örgütlenmeler, bu devrimci koşullar nedeniyle kalıcı oldular. 

Kitle Hareketiyle Büyüme ve Devrimci Kopuş

71 Devrimci Hareketi, önceleyen süreçteki işçi, köylü, gençlik kitle hareketini geliştirme mücadelesinde oluştu. 

Sosyalist gençlik mücadelede militanca yer almaya başladı ve mücadeleyi büyüttü, devrimci harekete kadro üreten bir ocak yarattı. Başlangıçta harekete hakim olan TİP yönetimi, hareketi yasalcı parlamenter sınırlara hapsedince, gelişmenin yönünü etkileyenler MDD (Milli Demokratik Devrim Hareketi) ve lideri M. Belli’ler oldu. 

Dev-Genç’te örgütlenen sosyalist gençlik, işçi köylü hareketlerinin geliştirilmesi ve devrimcileştirilmesine ilişkin adeta öncü bir parti gibi mücadele etti.   

MDD Hareketini de aştı. Devrimci bir kopuş sağladı. MDD Hareketi’nin olası sol cuntanın sağlayacağı özgürlük ortamında sosyalist hareketi geliştirme stratejisine karşı çıkarak halkı seferber edeceği devrimi hazırlama ve başlatma stratejisini benimsedi. Kararlılıkla pratiğine girişti. 

THKO, THKP-C, TKP(M-L) bu amaçla kuruldular ve  halk savaşına giriştiler. ABD’ci generallerin 12 Mart askeri faşist cuntası koşullarında silahlı mücadele yürütmeye çalıştılar. 

Dönemin devrimci yükselişi yeniden devrimci ve komünist hareketin parti ve örgütlerini dünya çapında yarattı. Modern revizyonizmin ve Avro-revizyonizmin ABD liderliğindeki kapitalist emperyalizme boyun eğerek/teslim olarak vurduğu stratejik darbeye karşı yeniden komünist ve devrimci hareketi ayağa kaldırdılar. 

71 Devrimci hareketi bu mücadelenin Türkiye ve Kuzey Kürdistan’daki bölüğü oldu. Taktik ve stratejilerinde  eksiklikler ve hatalar ne olursa olsun, 71 Devrimci Hareketi, gerçekte kapitalizme ve emperyalime karşı enternasyonalist nitleliğe sahipti. Marksizm Leninizm’e de proleter enternasyonalizme de sonsuz bir inanca sahipti. 

Hareketi oluşturan bu üç parti, enternasyonalist niteliğe sahip olmaları nedeniyle, dünyadaki komünist ve devrimci akımlardan etkilendi, içinde yeraldı. 

Bu partiler, halk savaşını devrimin yolu stratejisi olarak benimsediler. 

Yerel sosyo-ekonomik koşulları yeterince ve çok isabetli değerlendirmede hataları da oldu. Ama ülkemiz işçi sınıfını ve ezilenlerini yakın tarihte ilk defa burjuva devlete karşı silahlı bir devrime seferber etmeye çalıştılar. 

Söylemleriyle pratiklerinin birliği ve feda ruhu ortak temel özellikleri oldu. 

Kaypakkaya’nın Özgün Katkıları

Kaypakkaya Çin Devrimi’nden ve Kültür devriminden etkilendi. Dahası Çin stratejisini Türkiye ve Kuzey Kürdistan’a uygulamaya çalıştı. Bu, eleştirilmesi gereken bir yanıydı. 

Fakat Kürt ulusal sorunu, Kemalizm ve yakın tarihin devrim ve proletarya açısından değerlendirilmesinde 71 Hareketi içerisinde ileri doğru kopuşlar sağladı. Bu bakımdan komünist eleştirelliği gelişkindi ve isabetli tespitler yaptı.

Kaypakkaya, Kemalizm’i emperyalist işgale karşı sınırlı bir anti-emperyalist yanı olan ama işçi sınıfı ve köylülüğe karşı burjuvazinin temsilcisi olarak gördü. Kemalist iktidarı burjuvazinin anti-demokratik diktatörlüğü olarak niteledi. TKP’nin kurucu yöneticileri M.Suphi ve 15 yoldaşın daha henüz işgale karşı savaşın başlangıcında Kemalistler tarafından katledilmelerini, görmezden gelinecek yol kazası olarak değil, burjuvazinin keskin öngörülü sınıf tavrına bağladı. 

Kemalizmin Kürt ayaklanmalarına karşı katliamlarını da, burjuvazinin politik ve iktisadi ilhak amacına bağlı siyasi gericiliğinin pratikleştirilmesi olarak değerlendirdi. 

71 Devrimci Hareketi de, MDD ve önceki TİP’ten miras Kemalizmin etkilerinin doğum izlerini gidermeyi amaçladı. 

Kemalist iktidarı da sonraki Menderes diktatörlüğünü de burjuvazinin değişik kliklerinin iktidarları olarak nitelerken, proletaryanın burjuvaziden bağımsız hareketinin geliştirilmesini amaçladı. 

Bugün Kemalist burjuva modern gelişme AKP-MHP faşizminin koyu gericiliğine kıyasla  emekçi sol harekette etkileyici görünüyor. Fakat işçi ve halk hareketlerinin devrimci, komünist hareketi geliştirdiği koşullarda, burjuvazinin her türden akımından bağımsızlığı korumak ve bu bakış açısıyla donanmak vazgeçilmez bir devrimci görev ve niteliktir. Bu bakımdan Kaypakkaya’nın yol göstericiliği sürdürülmeli. 

Kürt ulusal sorununda Kaypakkaya Sovyet deneyimi ve Bolşeviklerin programatik görüşlerini benimsedi ve Kürdistan’ın özgün koşullarına uyarlamaya çalıştı. Mahir’lerdeki Kürt ulusunun kendi kaderini, özerklik mi, federasyon mu, ayrılma mı, hangi yönde belirliyecekse kendisinin belirlemesi gerektiği formülasyonu Kaypakkaya’da daha gelişkin olarak yeraldı. Türkiye devrimci hareketinde gelişkin bir eşik yarattı. Buradan geriye dönmek, devrimci hareket açısından, artık olanaklı olmayacaktı. Bugün dünya gericiliği ve Türk-İslamcı gericilik koşullarında  sosyal şovenizmin yeniden emekçi solun bir bölümünü etkilemesi bunun önemini asla karartmamalı. 

Sonuç olarak Kaypakaya, proletaryanın komünizm nihai amacına ve sosyalizm temel amacına bağlanmış hareketinin, ideolojik ve programatik çizgisini oluşturma kararlılığına sahip bir devrimci önderdi. 

Faşizme, kapitalizme ve emperyalizme karşı devrimci hareketi canbedeli bir çabayla geliştirirken, aramızdan alındı. 

Öldürülmesinin 50. yıldönümünde, O’nun ve 71 Devrimci Hareketi’nin göğü fethetmeye kalkışan ve Türkiye emekçi halkının yakın tarihinde devrimci bir yol açan çizgisini, burjuvazinin her türden akımından bağımsızca geliştirmeye devam etmek, bizlerin ve yeni kuşakların devrimci görevi olmalı. 

Ülkemiz, bölgemiz ve dünya devrimci/ komünist hareketi, onların devrimci çizgisine bağlılığı elbetteki bir dogma olarak veya onları oldukları gibi tekrarlayarak değil, eylem kılavuzu olarak alacaktır, almalıdır. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.