Ukrayna krizi ve devrimci tavır

0
1087

Mehmet Güzel

Uzun süredir dünyanın kalbi Ukrayna krizinde atıyordu. Dün, krizin yeni bir aşamasına geçildi: Rusya Federasyonu Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyetlerinin bağımsızlığını tanıdı. Bu kararla birlikte Rusya ile bu iki cumhuriyet arasında güvenlik ve işbirliği anlaşması imzalandı. Bu anlaşmanın gereği olarak da Rusya, askerlerini bu iki bölgeye gönderme kararı aldı.

Bu krizin bu noktaya kadar taşınmasının baş sorumlusu ABD ve NATO’nun sınırsız saldırganlığı, yayılması ve genişlemesidir.

ABD ve NATO sözlerini çiğnedi

6 Mart 1991 tarihinde Batı Almanya’nın Bonn kentinde ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın Batı Bloku adına katıldığı bir toplantı yapılmıştı. Bu toplantıda Sovyetler Birliği’ne, NATO’nun, doğuya doğru genişlemeyeceği ve Doğu Avrupa ülkelerine NATO üyeliği teklifi yapılmayacağı sözü verilmişti. Bu söz yazılı bir anlaşmayla belgelenmişti. Bu belge 18 Şubat 2022 tarihli Der Spigel dergisinde yayınlandı.(¹)

Ama ABD ve NATO verilen bu sözlere rağmen, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından istifade ederek doğuya doğru yayılmaya devam ettiler. Sosyalist Blok’un eski sosyalist ülkelerini bünyelerine dahil ederek ve bu coğrafyalara ABD ve NATO’nun askeri üslerini kurarak Rusya’yı sıkıştırmaya devam ettiler. Bu genişleme Rusya ve Çin’e karşı kuşatmayı beraberinde getiriyor. Sovyetler Birliği’nin dağılma döneminde sersemleme yaşayan Rusya Federasyonu bu saldırganlık karşısında gereken refleksleri veremedi. Yayılma Rusya’yı Doğu Avrupa’da her taraftan kuşatma altına alma doğrultusunda sınır tanımaz bir şekilde devam etti. Baltık, Balkan ve Doğu Avrupa ülkeleri silah ve üs depoları haline getirildi. Sersemliğini üzerinden atan ve nispeten toparlanan Rusya, bu gidişata bir dur deme noktasına gelmiş durumdadır.

Rusya, muhatapları olan ABD ve NATO ülkelerine kendisinin güvenlik kaygılarını yıllardır ifade ediyordu. Ama buna rağmen ABD ve İngiltere’nin öncülüğünde Batı Bloku kışkırtmalarına devam etti. 2020’de Akdeniz’de askeri tatbikat yoluyla güç dengesini değiştirme çabaları hız kazandı. 2021 yılı boyunca NATO’nun askeri tatbikatları devam etti. Karadeniz’de ABD ve İngiltere öncülüğünde “Deniz Esintisi 2021” adında bir tatbikat düzenlendi. Bu tatbikata, NATO üyesi olmadıkları halde Ukrayna ve Gürcistan dahil edildi. Bu tatbikat esnasında İngiltere, Kırım kara sularını ihlal ettiği için Rusya ateş ederek İngiltere gemilerini bölgeden uzaklaştırmıştı.

Karadeniz’de sıcak çatışmanın eşiğinden dönülen bu tatbikat sonrasında Doğu ve Batı Avrupa, Baltık ve Balkan ülkelerinin dahil edildiği “Defender Europe 2021” adıyla askeri tatbikat devam ettirildi. Bu tatbikat 2021 yılının Ağustos ayına kadar devam etti. Bu tatbikatlar sonrasında Rusya’ya karşı bölge ülkelerine yığılan askeri güçler çekilmeyip kalıcı olarak mevzilendirildi. Rusya’ya karşı tehditler niteliğindeki tatbikatlar bu yıl da devam ettirildi. Akdeniz’de yapılan “Neptun Strayk 2022” tatbikatı bunlardan biridir.

Bu tatbikatlar, aslında basit savaş oyunları değildir. Doğrudan doğruya iki kutbun karşılıklı olarak birbiri karşısında konumlandıkları fiili savaşların provalarıdır.

Batı Bloku dezenformasyon konusunda son derece başarılıdır. “Demokrasi”den ve “ülkelerin özgür iradesi”nden durmadan dem vuran Batı Bloku, 2014 yılında Ukrayna’da darbe yaparak ülkenin seçimle işbaşına gelmiş olan yönetimini devirdi ve yerine Neo-Nazileri iktidara getirdi.

Ancak 1990’lardaki dağınıklığı üzerinden nispeten atmış olan Rusya Federasyonu artık Batı’nın her hamlesine karşılık vermeye başladı. Bir bakıma kuşatıla kuşatıla köşeye sıkıştırılmış bir ülke pozisyonundadır. Ve eğer Ukrayna ve Gürcistan aracılığıyla daha da sıkıştırılmaya izin verirse bu, teslim olmak anlamına gelir.

ABD ve İngiltere Rusya’yı soyutlamaya çalışıyor

Rusya’nın başta Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupa ülkeleri ile geliştirdiği ilişkiler ABD ve İngiltere’yi rahatsız ediyor. Bu ikili, Rusya’nın hem ekonomik gelişimini hem de nüfuz alanını sınırlandırmaya çalışıyorlar. Bu hedefle Rusya’nın “Kuzey Akım” projesini sabote etmeye çalışıyorlar. Bu proje Rusya için çok önemli bir ekonomik yaşam damarıdır. Ama aynı zamanda Avrupa ülkeleri için de doğalgaz sorununu daha ucuza çözmek anlamında büyük bir öneme sahiptir. ABD ve İngiltere’yi rahatsız eden, işte tam da Avrupa ülkeleri ile Rusya’nın bu karşılıklı çıkara dayalı yakınlaşmasıdır.

Ukrayna sorununda ABD ve İngiltere’nin ısrarla provokasyon ve dezenformasyon çabalarına devam etmesi karşısında, Almanya ve Fransa’nın diplomatik çözüm çabalarının altında bu nedenler yatmaktadır. Gerek sorunun devamı gerekse de sıcak savaş, Rusya’nın yanı sıra Avrupa ülkelerini olumsuz olarak etkileyecektir. Rusya’ya uygulanacak olan yaptırımlar da keza öyledir.

Buradan karlı çıkabilecek olan tek güç, ABD-İngiltere ikilisidir.

Bir adım ötesi, Çin’dir

Çin, ABD’nin dünya imparatorluğunu sarsmaya aday olan yükselen bir güçtür. ABD’nin yıllık milli geliri 22 trilyon Dolar’dır.(²) ABD’nin hemen arkasından yıllık 17 trilyon Dolar milli gelir ile Çin gelmektedir. (³)

Ekonomi uzmanları tarafından, Çin’in mevcut büyüme hızıyla ABD’yi 2028’de yakalayıp geçeceği öngörülmektedir. Bütün bu uluslararası çatışmaların altında yatan temel neden budur: ABD’nin sarsılma ihtimali ortaya çıkan Dünya hegemonyasını koruyabilmek amacıyla gelişmekte olan karşıt kutuptaki Rusya-Çin Bloku’nun ekonomik yaşam damarlarını kesmeye çalışmaktır. Bu kapsamda Rusya’nın “Kuzey Akım” projesi ile Çin’in “Kuşak-Yol Projesi” ABD’nin hedefindedir.

Dünyanın bütün bölgelerinde ortaya çıkan küçük veya büyük çatışmaların tümü bu ana eksen etrafında şekillenmektedir.

Sorunun Türkiye’ye etkisi

Türkiye Batı Bloku’nun bir parçasıdır. Her ne kadar son yıllarda bloklar arasında bir yalpalama belirtileri gösterse de bu durum onun rotasını değiştiremez. Türkiye mevcut devlet yapısıyla Batı sisteminin dışında nefes alamaz.

Ukrayna sorunu baş gösterdiği günden itibaren Türkiye Batı Bloku’nun safında yer alarak Ukrayna’nın yanında Rusya’ya karşı bir konumlanma içine girmiştir. Donbass bölgesi, Kırım konusu ve Ukrayna’ya SİHA-İHA satışı sorunlarında Rusya’nın karşısında tavır belirlediği halde bu taraflı konumuna bakmadan “arabulucu” olmaya yeltenmiş ama taraflarca “sen bir kenarda otur” denilmiştir.

Türkiye, Batı Bloku’nun Rusya’ya karşı geliştirebileceği yaptırımlardan olumsuz olarak en çok etkilenebilecek olan ülkelerin içerisindedir. Türkiye’nin Rusya’ya karşı uygulayacağı tavırların karşılığında gerek ekonomik gerekse de Libya’da, Suriye’de veya Doğu Akdeniz’de karşı hamleleri mutlaka olacaktır. Ve bu hamlelerden Türkiye zararlı çıkacaktır.

Devrimci tavır

Açıktır ki ABD-İngiltere liderliğindeki Emperyalist Blok, karakteristik özellikleri gereği dünya çapında saldırgan ve yayılmacı pozisyondadır. Dünyanın her alanında ve her ülkesinde karışıklıklar, çatışmalar, kaoslar yaratarak milyonlarca insanın ölümüne, ülkelerin tahribatına ve sefaletlere neden olmaktadırlar. Kuzey Afrika ülkelerinde “Arap Baharı” adı altında kanlı baharlar yaratarak selefi Müslüman Kardeşler iktidarları yaratmak istemeleri bunun örneğidir. Libya’nın paramparça edilerek halkının sefalete mahkum edilmesi, onun ardından on bir yıldır 100 ülke tarafından Suriye’ye dayatılan dünyanın en adaletsiz savaşı bir başka örnektir. Irak trajedisi, dünyaya hediye edilen Afganistan terör bataklığı, Kazakistan senaryosu, Uygur-Çeçen sorunu ve daha birçok sorun Batı Bloku’nun saldırganlığının eseridir. Ukrayna’da 2014 yılında seçilmiş olan hükümete karşı darbe yoluyla iç savaş başlatmaları ve iktidara Neo-Nazileri getirmeleri de bu şer ekseninin eseridir.

ABD-İngiltere liderliğindeki Emperyalist Batı Bloku dünyaya musallat olmuş ve dünya halklarının baş belası olan şer odağıdır. Her ne kadar karşısındaki diğer güç bloku olan Rusya-Çin bloku sosyalist veya halkların demokratik iradesini temel alan nitelikte değillerse de devrimci güçler olarak bizler dünyanın şer ekseninin karşısında net tavır içinde olmalıyız. Emperyalist saldırganlığın karşısında, direniş ekseninin safında ve halkların çıkarları doğrultusunda tavır almak devrimci olmanın zorunlu gereğidir. Ancak bu tavırla birlikte, bütün devletlerin kendi ulusal çıkarları doğrultusunda hareket edecekleri göz önünde bulundurularak, halklarımızın çıkarlarını temel alan bağımsızlığımızı korumak da ihmal edilmemelidir.

Notlar:

(¹)NATO’nun doğuya doğru genişlemeyeceğine dair belge:
https://www.spiegel.de/ausland/nato-osterweiterung-aktenfund-stuetzt-russische-version-a-1613d467-bd72-4f02-8e16-2cd6d3285295
Ve
https://t24.com.tr/yazarlar/akdogan-ozkan/bir-belge-ve-bir-soz-uzerinden-ukrayna-krizi,34295

(²) ABD’nin yıllık milli geliri konusunda kaynak:
TC Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü “ABD Ülke Profili” adlı raporu.

(³)Çin’in milli geliri konusunda kaynak:
https://www.ekoturk.com/haber/cinde-kisi-basina-milli-gelir-bu-yil-12-bin-dolar-olacak/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.