Sosyalist harekete ve halka büyük sorumluluk düşüyor

0
1969

Hamza Yalçın

Yıkım çok büyük. Can kaybı sayısının yüzbinleri bulacağı iddiaları var. Milyonlarca insan kışın ortasında evsiz kaldı. Depremden yaşamlarını kaybedenlerin sayısı günden güne binlerle artıyor. Sayının iki yüz bini aşacağını iddia edenler var. Bu felaket kaçınılabilirdi.

Deprem sonrası tartışmalar şunları gösterdi:

  1. Deprem bölgesi olan Türkiye’nin, halkı depremlerden koruyacak gerçek bir önlemi bulunmamaktadır.
  2. 21 yıllık AKP iktidarı ülkeyi depremler karşısında kendinden önceki dönemdekinden daha savunmasız duruma getirdi.
  3. Bölgede büyük bir depremin her an tetikleneceği bilindiği halde önlem alınmadı.
  4. Depremde ölümlerin çok büyük kısmı devletin yardım çalışmalarının akılalmaz şekilde gecikmesi sebebiyle oldu.
  5. Hükümet depremi bencil hesapları yolunda fırsata çevirmeye çalışıyor.
  6. İstanbul ve diğer şehirler ciddi deprem tehdidi altındadırlar.

Dürüst ve yetkin uzmanlar durumu ve alınması gereken önlemleri açıklıyorlar. Halk depremden zarar görenlere olağanüstü özveriyle yardım ediyor. Sosyalist hareketler ve demokratik örgütler bu kez de bölgeye yardım topluyor ve bölgeye giderek fedakarca çalışıyorlar.

Ancak 1999 Gölcük depremi ardından da tehlikeler ve çözüm yolları açıklandı, dayanışma çabaları bu kadar olmasa bile o zaman da yüksekti. Ne yazık ki korkunç felaketi önlemekte hiç etkisi olmadı. Çünkü halkı savunacak irade yoktu. Halk her depremden sonra yeni depremleri kurbanlık koyun gibi beklemeye devam etti.

Yaşananlar sosyalistlerin sadece haklılığını mı gösterdi?

Devrim yoluna hayatlarını adayan insanlara hiç yakışmayan grup propagandaları ayıklanırsa tartışmalar genellikle “Yaşananlar başta hükümet olmak üzere sistemin halk düşmanı yüzünü ve sosyalistlerin haklılığını göstermiştir” noktasında kalıyor. AKP hükümetinin, Türkiye’deki kapitalist sisteme çalışan bütün hükümetlerin halkın savunmasını dert edinmeyişleri bizleri şaşırtmıyor. Onlar hizmet ettikleri sermaye sınıfının çıkarlarını savunuyorlar. Bu durumda soruna farklı bir yaklaşım gerekiyor.

Deprem kuşağında yer alan ve halkın her depremde can verdiği ülkemizde önlem alınmayışının en önemli sebebi halkın iktidarlar üzerinde denetiminin olmayışıdır. Çünkü nüfusun çok büyük kısmı bireysel ve dar görüşlü çözümler peşindedir. Bu durumda en önemli sorumluluk biz devrimcilere düşüyordu: biz devrimciler ülkeyi depremlere karşı savunacak bir halk iradesinin oluşmasına büyük katkılarda bulunabilirdik.

Şimdi kendimize sormamız gerekiyor: Bu iş sol grupların birbiriyle dayanışma ve eşgüdüm içinde olmayan çabaları yoluyla başarılabilir mi? Garip gelebilir fakat gerçekliğimizle yüzleşme çabasıyla soruyoruz: Ülke depremlerin korkunç yıkımını önlemek için halkın diğer sosyalist örgütlere yüz çevirerek bir sosyalist örgütün çevresinde birleşmesini beklemek zorunda mıdır?

Bu korkunç deprem tarihin ezilenler aleyhine sürekli tekerrür etmesine son verilebilmesi açısından çok büyük olanaktır. Yaşanan muazzam acı çok büyük bir dayanışma ve bilinçlenme olanağı ortaya çıkardı. Demokratik ve yurtsever güçler yerellerde deprem koordinasyonları şeklinde örgütlenmeye başladılar. Sosyalist hareketler bu örgütlenmelere grupçuluktan uzak bir tutumla katılarak onların demokratik şekilde işlemesine ve gelişmesine yardımcı olmalıdırlar. Aksi halde bu inisiyatiflerin dağılması riski bulunmaktadır.

Hangi iktidar başta olursa olsun, halkın depremlere karşı etkin bir şekilde savunması için tedbir alınabilir. Halkın birleşik örgütlenmesi bunu başarabilir. Dünyada örnekleri vardır. Bütün sosyalistlerin gösterişsizce, sorumlu bir tutumla ve fedakarca dayanışma yapmaları gereken bu çalışma alanında sol grupların rekabet, gösteriş ve propagandalarına yer olmamalıdır. Bütün devrimci örgütler bu konuda sorumlu davranmalıdırlar. Halkın sağlığı hepimiz için canımız kadar önemlidir. Halkın kendi inisiyatifinin gelişmesi hepimizin amaçlarına uygun düşmektedir. Örgütlü ve örgütsüz bütün devrimci, sosyalist, sol, demokrat, yurtsever herkes bu konuda her türlü gösterişten, şahsi ve grupsal hesaplardan uzak tutumla samimi bir şekilde birlikte çalışmalıdırlar. Halkımızın kaderinin değişmesi gerekiyor. Hangi iktidar başta olursa olsun, halkın depremlere karşı etkin bir şekilde savunması için tedbir alınabilir. Halkın birleşik örgütlenmesi bunu başarabilir. İktidarlar halkın iradesini kabul etmek zorunda kalacaklardır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.